İngilizce Kelime Tekrarı
Ali demir
Bu podcast, İngilizce kelime öğrenmeyi kolay ve eğlenceli hale getirmek için hazırlandı. Her bölümde A1–A2 seviyesine uygun kelimeleri duyacak, örnek cümlelerle kullanımını öğrenecek ve tekrar alıştırmalarıyla hafızana yerleştireceksin. Hızlı, pratik ve günlük hayat odaklı İngilizce öğrenmek isteyenler için ideal. YouTube ~ youtube.com/@alidemirx?si=yQakvwR7eGgwMP14 Linkedin ~ linkedin.com/in/ali-demir-347238204? İnstagram ~ https://www.instagram.com/alidemirx?
Bu podcast, İngilizce kelime öğrenmeyi kolay ve eğlenceli hale getirmek için hazırlandı. Her bölümde A1–A2 seviyesine uygun kelimeleri duyacak, örnek cümlelerle kullanımını öğrenecek ve tekrar alıştırmalarıyla hafızana yerleştireceksin. Hızlı, pratik ve günlük hayat odaklı İngilizce öğrenmek isteyenler için ideal. YouTube ~ youtube.com/@alidemirx?si=yQakvwR7eGgwMP14 Linkedin ~ linkedin.com/in/ali-demir-347238204? İnstagram ~ https://www.instagram.com/alidemirx?
B1 Seviye Kelime Tekrarı - 2.Bölüm
Bölümler
Bu Bölümde Geçen İngilizce Kelimeler ve Anlamları: attraction - çekicilik [i.] authority - otorite [i.] average - ortalama [i.] award - ödüllendirmek [f.] aware - haberdar [s.] backwards - geriye [zf.] bake - kurutmak [f.] balance - dengede tutmak [f.] ban - yasaklamak [f.] base - dayandırmak [f.] basic - temel [s.] basis - temel [i.] battery - akü [i.] battle - savaş [i.] beauty - güzellik [i.] bee - arı [i.] belief - inanma [i.] bell - çan [i.] bend - bükülmek [f.] benefit - yararlanmak [f.] better - daha iyi [s.] bite - ısırmak [f.] block - engellemek [f.] board - binmek [f.] bomb - bombalamak [f.] border - hudut [i.] bother - dert vermek [f.] branch - dallanmak [f.] brand - marka [i.] brave - yiğit [s.] breath - nefes [i.] breathe - soluk almak [f.] breathing - an [i.] bride - gelin [i.] bubble - fokurdamak [f.] bury - gömmek [f.] by - geçecek biçimde [zf.] calm - sakinleştirmek [f.] campaign - sefer [i.] campus - kampus [i.] candidate - aday [i.] cap - başlık [i.] captain - kaptan [i.] careless - umursamaz [s.] category - kategori [i.] ceiling - tavan [i.] celebration - kutlama [i.] central - orta [s.] centre - merkez [i.] ceremony - merasim [i.] chain - zincir [i.]
Bu Bölümde Geçen İngilizce Kelimeler ve Anlamları: absolutely - kesinlikle [zf.] academic - akademik [s.] access - erişim [i.] accommodation - konaklama [i.] account - hesap [i.] achievement - başarı [i.] act - davranmak [f.] ad - reklam [i.] addition - ek [i.] admire - hayranlık duymak [f.] admit - itiraf etmek [f.] advanced - ileri [s.] advise - öğütlemek [f.] afford - parası yetmek [f.] age - yaş [i.] aged - yaşlı [s.] agent - ajan [i.] agreement - mutabakat [i.] ahead - ilerde [zf.] aim - amaçlamak [f.] alarm - alarm [i.] album - plak [i.] alcohol - alkol [i.] alcoholic - alkolik [i.] alternative - alternatif [i.] amazed - hayrete düşürülmüş [s.] ambition - ihtiras [i.] ambitious - hırslı [s.] analyse - incelemek [f.] analysis - çözümleme [i.] announce - anons etmek [f.] announcement - anons [i.] annoy - rahatsız etmek [f.] annoyed - sinirli [s.] annoying - musallat [i.] apart - ayrı [zf.] apologize - özür dilemek [f.] application - tatbik [i.] appointment - tayin [i.] appreciate - değerini artırmak [f.] approximately - takriben [zf.] arrest - tutuklamak [f.] arrival - varış [i.] assignment - görevlendirme [i.] assist - yardım etmek [f.] atmosphere - atmosfer [i.] attach - yapıştırmak [f.] attitude - tutum [i.] attract - cezbetmek [f.]
Terms - Meanings top - tepe [i.] touch - ellemek [f.] tour - gezmek [f.] tourism - turizm [i.] towards - doğru [zf.] towel - havlu [i.] tower - kule [i.] toy - oyuncak [i.] track - izlemek (iz vb) [f.] tradition - gelenek [i.] traditional - geleneksel [s.] train - eğitim vermek [f.] trainer - eğitimci [i.] training - eğitim [i.] transport - taşımak [f.] traveller - seyahat eden kimse [i.] trouble - sorun [i.] truck - kamyon [i.] twin - ikiz [i.] typical - tipik [s.] underground - yeraltı [i.] understanding - kavrayış [i.] unfortunately - maalesef [zf.] unhappy - mutsuz [s.] uniform - forma [i.] unit - birim [i.] united - birleşmiş [s.] unusual - alışılmadık [s.] upstairs - üst kat [i.] use - kullanmak [f.] used to - alışık [s.] user - kullanıcı [i.] usual - olağan [s.] valley - vadi [i.] van - elebaşı [i.] variety - çeşitlilik [i.] vehicle - araç [i.] view - incelemek [f.] virus - virüs [i.] voice - ses [i.] wait - beklemek [f.] war - harp [i.] wash - yıkanmak [f.] washing - yıkanma [i.] wave - dalgalanmak [f.] weak - halsiz [s.] web - etrafına ağ çekmek [f.] wedding - nikah [i.] weight - ağırlık yapmak [f.] welcome - hoş geldiniz [ünl.] wet - ıslatmak [f.] wheel - çark [i.] while - sırasında [bağ.] whole - tam [s.] whose - isim olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur [zm.] wide - geniş [s.] wild - yaban [i.] wind - sarmak [f.] winner - galip [i.] wish - dilemek [f.] wood - odun [i.] wooden - ahşap [s.] working - çalışma [i.] worried - endişeli [s.] worry - endişelenmek [f.] worse - daha kötüsü [i.] worst - yenmek [f.] wow - birisini çok etkilemek ve heyecanlandırmak [f.] yet - henüz [zf.] yours - seninki [zm.] zero - sıfır [i.] A2 Final bölümüyle birlikte A seviyesini tamamlamış bulunuyoruz. Serimiz B1 ile devam edecek fakat yeni bölümler için henüz net bir tarih veremiyorum. 🙏🏻 İlk bölümden bugüne kadar bizimle olan herkesi tebrik ederim; gerçekten harika işler çıkartıyorsunuz!
Terms - Meanings stomach - mide [i.] stone - taş [i.] store - depolamak [f.] storm - fırtına [i.] straight - düzgün [s.] strange - garip [s.] strategy - strateji [i.] stress - stres [i.] structure - yapılandırmak [f.] stupid - aptalca [s.] succeed - başarılı olmak [f.] successful - başarılı [s.] such - çok [s.] suddenly - birdenbire [zf.] suggest - önermek [f.] suggestion - telkin [i.] suit - uygun olmak [f.] support - desteklemek [f.] suppose - farz etmek [f.] sure - emin [s.] surprise - şaşırtmak [f.] surprised - şaşırmış [s.] surprising - şaşırtıcı [s.] survey - araştırma [i.] sweet - tatlı [i.] symbol - sembol [i.] system - sistem [i.] tablet - tablet [i.] talk - konuşmak [f.] target - hedef [i.] task - görev [i.] taste - tatmak [f.] teaching - öğretmenlik [i.] technology - teknoloji [i.] teenage - 13 19 yaş arası [i.] temperature - sıcaklık [i.] term - isimlendirmek [f.] themselves - kendileri [zm.] thick - kalın [s.] thief - hırsız [i.] thin - inceltmek [f.] thinking - düşünme [i.] third - üçte bir [i.] thought - sanı [i.] throw - fırlatmak [f.] tidy - düzenli [s.] tie - bağlamak [f.] tip - bahşiş [i.] tool - alet [i.]
Terms - Meanings response - cevap [i.] rest - dinlendirmek [f.] review - gözden geçirmek [f.] ride - binmek [f.] ring - çalmak (telefon/zil) [f.] rise - doğmak [f.] rock - sallanmak [f.] role - rol [i.] roof - çatı [i.] round - yuvarlak [s.] route - güzergah [i.] rubbish - zırva [i.] rude - nezaketsiz [s.] run - çalıştırmak [f.] runner - haberci [i.] running - çalışma [i.] sadly - üzüntülü bir şekilde [zf.] safe - kasa [i.] sail - denize açılmak [f.] sailing - denize açılma [i.] salary - aylık [i.] sale - satış [i.] sauce - sos [i.] save - (para) biriktirmek [f.] scared - korkmuş [s.] scary - ürkütücü [s.] scene - sahne [i.] schedule - plan [i.] score - puan [i.] screen - ekran [i.] search - araştırmak [f.] season - sezon [i.] seat - oturtmak [f.] secondly - saniyen [zf.] secret - sır [i.] secretary - sekreter [i.] seem - gözükmek [f.] sense - algılamak [f.] separate - ayırmak [f.] series - seri [i.] serious - ciddi [s.] serve - hizmet etmek [f.] service - servis [i.] several - birçok [s.] shake - sallanmak [f.] shall - kararlılık, niyet, plan bildiren gelecek zaman yardımcı fiili [f.] shape - şekillendirmek [f.] sheet - levha [i.] ship - gemi [i.] shoulder - omuz [i.]
Terms - Meanings response - cevap [i.] rest - dinlendirmek [f.] review - gözden geçirmek [f.] ride - binmek [f.] ring - çalmak (telefon/zil) [f.] rise - doğmak [f.] rock - sallanmak [f.] role - rol [i.] roof - çatı [i.] round - yuvarlak [s.] route - güzergah [i.] rubbish - zırva [i.] rude - nezaketsiz [s.] run - çalıştırmak [f.] runner - haberci [i.] running - çalışma [i.] sadly - üzüntülü bir şekilde [zf.] safe - kasa [i.] sail - denize açılmak [f.] sailing - denize açılma [i.] salary - aylık [i.] sale - satış [i.] sauce - sos [i.] save - (para) biriktirmek [f.] scared - korkmuş [s.] scary - ürkütücü [s.] scene - sahne [i.] schedule - plan [i.] score - puan [i.] screen - ekran [i.] search - araştırmak [f.] season - sezon [i.] seat - oturtmak [f.] secondly - saniyen [zf.] secret - sır [i.] secretary - sekreter [i.] seem - gözükmek [f.] sense - algılamak [f.] separate - ayırmak [f.] series - seri [i.] serious - ciddi [s.] serve - hizmet etmek [f.] service - servis [i.] several - birçok [s.] shake - sallanmak [f.] shall - kararlılık, niyet, plan bildiren gelecek zaman yardımcı fiili [f.] shape - şekillendirmek [f.] sheet - levha [i.] ship - gemi [i.] shoulder - omuz [i.]
Terms - Meanings • pattern - modele göre yapmak [f.] • pay - ödemek [f.] • peace - sulh [i.] • penny - metelik [i.] • per - her [zf.] • per cent - yüzde [i.] • perform - rol yapmak [f.] • perhaps - belki [ünl.] • permission - müsaade [i.] • personality - kişilik [i.] • pet - evde beslenen hayvan [i.] • petrol - petrol [i.] • photograph - fotoğraflamak [f.] • physical - bedensel [s.] • physics - fizik [i.] • pick - seçmek [f.] • pilot - pilot [i.] • planet - gezegen [i.] • plant - dikmek [f.] • plastic - plastik [i.] • plate - plaka [i.] • platform - platform [i.] • please - memnun etmek [f.] • pleased - memnun [s.] • pocket - cep [i.] • polite - nazik [s.] • pollution - kirlilik [i.] • pop - patlatmak [f.] • population - nüfus [i.] • position - mevki [i.] • possession - sahiplik [i.] • possibility - olasılık [i.] • poster - afiş [i.] • power - yetki [i.] • predict - öngörmek [f.] • present - sunmak [f.] • president - başkan [i.] • prevent - engellemek [f.] • print - yazdırmak [f.] • printer - yazıcı [i.] • prison - hapishane [i.] • prize - ödül [i.] • process - işlemek [f.] • produce - üretmek [f.] • professional - profesyonel [s.] • professor - profesör [i.] • profile - profil [i.] • program - programlamak [f.] • progress - gelişmek [f.]
Terms - Meanings • movement - hareket [i.] • musical - müzikli [s.] • musician - müzisyen [i.] • myself - kendim [zf.] • narrow - dar [s.] • national - ulusal [s.] • nature - mahiyet [i.] • nearly - hemen hemen [zf.] • necessary - gereken [s.] • neck - boyun [i.] • need - ihtiyaç duymak [f.] • neither - hiçbir [s.] • nervous - gergin [s.] • network - ağ [i.] • noise - ses [i.] • noisy - gürültücü [s.] • none - hiçbiri [zm.] • normal - olağan [s.] • normally - normalde [zf.] • notice - farkına varmak [f.] • novel - roman [i.] • nowhere - hiçbir yer [i.] • number - numaralamak [f.] • nut - fındık [i.] • ocean - okyanus [i.] • offer - teklif vermek [f.] • officer - memur [i.] • oil - yağ [i.] • onto - üstüne [ed.] • opportunity - olanak [i.] • option - seçenek [i.] • ordinary - sıradan [s.] • organization - organizasyon [i.] • organize - organize etmek [f.] • original - özgün [s.] • ourselves - kendimiz [zm.] • outside - dıştan [zf.] • oven - ocak [i.] • own - sahip olmak [f.] • owner - mal sahibi [i.] • pack - ambalajlamak [f.] • pain - sancı [i.] • painter - boyacı [i.] • palace - saray [i.] • pants - pantolon [i.] • parking - park [i.] • particular - özel [s.] • pass - geçirmek [f.] • passenger - yolcu [i.] • past - geçmiş [s.] • patient - hasta [i.]
Terms - Meanings • less - daha az [s.]• level - seviye [i.]• lifestyle - yaşam tarzı [i.]• lift - havalanmak [f.]• light - aydınlık [i.]• likely - büyük ihtimalle [zf.]• link - bağlamak [f.]• listener - dinleyici [i.]• little - ufak [s.]• lock - kilitlemek [f.]• look - bakmak [f.]• lorry - kamyon [i.]• lost - kayıp [s.]• loud - yüksek (ses) [s.]• loudly - yüksek sesle [zf.]• lovely - güzel [s.]• low - alçak [i.]• luck - şans [i.]• lucky - talihli [s.]• mail - postalamak [f.]• major - asıl [s.]• male - erkek [i.]• manage - işletmek [f.]• manager - menajer [i.]• manner - yol [i.]• mark - işaretlemek [f.]• marry - evlenmek [f.]• material - materyal [i.]• mathematics - matematik [i.]• maths - matematik [i.]• matter - önemli olmak [f.]• may - mayıs ayı [i.]• media - medya [i.]• medical - medikal [i.]• medicine - tıp [i.]• memory - anı [i.]• mention - değinmek [f.]• metal - madenle kaplamak [f.]• method - metot [i.]• middle - orta [i.]• might - mümkün olmak [f.]• mind - önemsemek [f.]• mine - maden [i.]• mirror - ayna [i.]• missing - özlem [i.]• mobile - mobil [s.]• monkey - maymun [i.]• moon - ay [i.]• mostly - çoğunlukla [zf.]• motorcycle - motor [i.]
Terms - Meanings industry - endüstri [i.]informal - resmi olmayan [s.]injury - zarar [i.]insect - böcek [i.]inside - iç taraf [i.]instead - yerine [zf.]instruction - öğretme [i.]instructor - eğitmen [i.]instrument - enstrüman [i.]intelligent - akıllı [s.]international - devletlerarası [s.]introduction - giriş [i.]invent - icat etmek [f.]invention - buluş [i.]invitation - davetiye [i.]invite - davet etmek [f.]involve - kapsamak [f.]item - kalem [i.]itself - kendisi [zm.]jam - kıstırmak [f.]jazz - caz [i.]jewellery - mücevherat [i.]joke - komiklik [i.]journalist - gazeteci [i.]jump - sıçramak [f.]kid - velet [i.]kill - katletmek [f.]king - kral [i.]knee - diz [i.]knife - bıçak [i.]knock - kapı çalmak [f.]knowledge - bilgi [i.]lab - laboratuvar [i.]lady - bayan [i.]lake - göl [i.]lamp - ampul [i.]land - karaya ayak basmak [f.]laptop - dizüstü bilgisayar [i.]last - sonuncu [s.]later - sonradan [zf.]laughter - kahkaha [i.]law - yasa [i.]lawyer - avukat [i.]lazy - uyuşuk [s.]lead - yol göstermek [f.]leader - lider [i.]learning - öğrenme [i.]least - en az [s.]lecture - ders anlatmak [f.]lemon - limon [i.]lend - ödünç vermek [f.]
Terms - Meanings golf - golf oynamak [f.]good - güzel [s.]government - hükümet [i.]grass - otlak [i.]greet - selamlaşmak [f.]ground - yer [i.]guest - davetli [i.]guide - yol göstermek [f.]gun - silah [i.]guy - adam [i.]habit - alışkanlık [i.]half - yarım [s.]hall - hol [i.]happily - mutlu bir şekilde [zf.]have - sahip olmak [f.]headache - baş belası [i.]heart - gönül [i.]heat - ısıtmak [f.]heavy - ağır [s.]height - yükseklik [i.]helpful - yardımsever [s.]hero - kahraman [i.]hers - dişil onunki [zm.]herself - kendisine [zm.]hide - saklamak [f.]high - yüksek [s.]hill - tepe [i.]himself - bizzat [zm.]his - eril onunki [zm.]hit - çarpmak [f.]hockey - hokey [i.]hold - sahip olmak [f.]hole - çukur [i.]home - ev [i.]hope - ummak [f.]huge - iri [s.]human - insan [i.]hurt - acımak [f.]ideal - ülkü [i.]identify - tanımlamak [f.]ill - hasta [s.]illness - hastalık [i.]image - şekil [i.]immediately - hemen [zf.]impossible - olanaksız [s.]included - dahil olan [s.]including - kapsama [i.]increase - arttırmak [f.]incredible - inanılmaz [s.]independent - bağımsız [s.]individual - birey [i.]
Terms- Meanings farming - çiftçilik [i.]fashion - moda [i.]fat - semirtmek [f.]fear - korkmak [f.]feature - özellik [i.]feed - beslemek [f.]female - dişi [s.]fiction - kurgu [i.]field - tarla [i.]fight - dövüşmek [f.]figure - rakam [i.]film - film [i.]final - final [i.]finally - nihayet [zf.]finger - parmak [i.]finish - sona ermek [f.]first - birinci [s.]firstly - ilk önce [zf.]fish - balık [i.]fishing - balık tutma [i.]fit - uymak [f.]fix - düzeltmek [f.]flat - düz yüzey [i.]flu - grip [i.]fly - uçmak [f.]flying - uçma [i.]focus - odaklanmak [f.]following - taraftarlar [i.]foreign - yabancı [s.]forest - orman [i.]fork - çatal [i.]formal - resmi [s.]fortunately - şükür ki [zf.]forward - ileri [s.]free - bağımsız [s.]fresh - taze [s.]fridge - frijilder [i.]frog - kurbağa [i.]fun - eğlence [i.]furniture - mobilya [i.]further - daha ileri [zf.]future - istikbal [i.]gallery - galeri [i.]gap - açıklık [i.]gas - benzin [i.]gate - kapı [i.]general - genel [s.]gift - allah vergisi [i.]goal - gaye [i.]god - Allah [i.]gold - altın [i.]
Terms - Meanings drug - ilaç [i.] dry - kurulamak [f.] earn - para kazanmak [f.] earth - kara [i.] easily - rahatlıkla [zf.] education - öğretim [i.] effect - tesir [i.] either - iki [i.] electric - elektrik [s.] electrical - elektrik [s.] electricity - elektrik [i.] electronic - elektronik [s.] employ - işe almak [f.] employee - işçi [i.] employer - işveren [i.] empty - boşaltmak [f.] ending - bitiş [i.] energy - enerji [i.] engine - motor [i.] engineer - mühendis [i.] enormous - kocaman [s.] enter - girmek [f.] environment - çevre [i.] equipment - teçhizat [i.] error - yanlışlık [i.] especially - özellikle [zf.] essay - kalkışmak [f.] everyday - olağan [s.] everywhere - her yer [zf.] evidence - kanıt [i.] exact - kesin [s.] exactly - tamamen [zf.] excellent - mükemmel [s.] except - haricinde [ed.] exist - var olmak [f.] expect - ummak [f.] experience - deneyim [i.] experiment - deney [i.] expert - bilirkişi [i.] explanation - açıklama [i.] express - ifade etmek [f.] expression - anlatım [i.] extreme - aşırı [s.] extremely - gayetle [zf.] factor - etken [i.] factory - fabrika [i.] fail - başarısızlığa uğramak [f.] fair - panayır [i.] fall - inmek [f.] fan - pervane [i.] farm - çiftlik [i.]
Terms — Meanings cry — haykırmak [f.]cupboard — dolap [i.]curly — kıvırcık [s.]cycle — devir [i.]daily — günlük [s.]danger — tehlike [i.]dark — karanlık [i.]data — veri [i.]dead — ölü [s.]deal — davranmak [f.]dear — sevgili [s.]death — ölüm [i.]decision — karar [i.]deep — derin [s.]definitely — kesinlikle [zf.]degree — derece [i.]dentist — dişçi [i.]department — departman [i.]depend — bağlı olmak [f.]desert — terk etmek [f.]designer — tasarımcı [i.]destroy — tahrip etmek [f.]detective — dedektif [i.]develop — geliştirmek [f.]device — cihaz [i.]diary — günlük [i.]differently — farklı olarak [zf.]digital — dijital [s.]direct — yönlendirmek [f.]direction — istikamet [i.]director — yönetici [i.]disagree — aynı fikirde olmamak [f.]disappear — ortadan kaybolmak [f.]disaster — facia [i.]discover — keşfetmek [f.]discovery — buluş [i.]discussion — tartışma [i.]disease — hastalık [i.]distance — mesafe [i.]divorced — ayrılmış [s.]document — doküman [i.]double — iki misli yapmak [f.]download — indirmek [f.]downstairs — aşağı katta [i.]drama — piyes [i.]drawing — çizme [i.]dream — rüya görmek [f.]drive — sürmek [f.]driving — sürme [i.]drop — düşmek [f.]
Terms — Meanings clever — zeki [s.]climate — iklim [i.]close — kapamak [f.]closed — kapalı [s.]clothing — giysi [i.]cloud — bulut [i.]coach — otobüs [i.]coast — sahil [i.]code — şifrelemek [f.]colleague — meslektaş [i.]collect — toplamak [f.]column — sütun [i.]comedy — komedi [i.]comfortable — rahat [s.]comment — yorumlamak [f.]communicate — haberleşmek [f.]community — halk [i.]compete — rekabet etmek [f.]competition — müsabaka [i.]complain — yakınmak [f.]completely — büsbütün [zf.]condition — şartlandırmak [f.]conference — konferans [i.]connect — bağlamak [f.]connected — bağlı [s.]consider — durumu değerlendirmek [f.]contain — kapsamak [f.]context — bağlam [i.]continent — kıta [i.]continue — devam ettirmek [f.]control — denetlemek [f.]cook — yemek pişirmek [f.]cooker — ocak [i.]copy — kopyalamak [f.]corner — köşe [i.]correctly — doğru [zf.]count — saymak [f.]couple — eşleştirmek [f.]cover — örtmek [f.]crazy — deli [s.]creative — yaratıcı [s.]credit — kredi [i.]crime — suç [i.]criminal — sabıkalı [i.]cross — karşıya geçmek [f.]crowd — kalabalık [i.]crowded — kalabalık [s.]
Terms - Meanings bone — kıkır (i.) book — ayırtmak (f.) borrow — ödünç almak (f.) boss — patron (i.) bottom — dip (i.) bowl — tas (i.) brain — beyin (i.) bridge — köprü (i.) bright — parlak (s.) brilliant — nefis (s.) broken — arızalı (s.) brush — fırçalamak (f.) burn — yakmak (f.) businessman — işadamı (i.) button — düğme (i.) camp — kamp yapmak (f.) camping — kamp yapma (i.) can — olabilmek (f.) care — önem vermek (f.) careful — itinalı (s.) carefully — özenle (zf.) carpet — halı (i.) cartoon — karikatürize etmek (f.) case — dava (i.) cash — nakit (i.) castle — kale (i.) catch — enselemek (f.) cause — sebebiyet vermek (f.) celebrate — kutlamak (f.) celebrity — ünlü kişi (i.) certain — kesin (s.) certainly — muhakkak (zf.) chance — olanaklı (i.) character — karakter (i.) charity — hayır (i.) chat — muhabbet (i.) check — denetlemek (f.) chef — aşçı (i.) chemistry — yapı (i.) chip — havalandırmak (top) (f.) choice — tercih (i.) church — kilise (i.) cigarette — sigara (i.) circle — halka (i.) classical — klasik (s.) clear — belirgin (s.) clearly — açık bir biçimde (zf.)
Terms - Meanings argument — argüman (i.) army — ordu (i.) arrange — ayarlamak (f.) arrangement — ayarlama (i.) as — olarak (zf.) asleep — uykun (s.) assistant — muavin (i.) athlete — sporcu (i.) attack — saldırmak (f.) attend — katılmak (f.) attention — özen (i.) attractive — cazibeli (s.) audience — izleyiciler veya dinleyiciler topluluğu (i.) author — yazar (i.) available — elde hazır bulunan (s.) average — ortalama (i.) avoid — önlemek (f.) award — ödüllendirmek (f.) awful — berbat (s.) back — art (i.) background — arka plan (i.) badly — kötü bir şekilde (zf.) bar — çubuk (i.) baseball — beysbol (i.) based — esaslı (s.) basketball — basketbol (i.) bean — fasulye (i.) bear — dayanmak (f.) beat — vurmak (f.) beef — dırlanmak (f.) before — evvel (ed.) behave — davranmak (f.) behaviour — davranış (i.) belong — (birine) ait olmak (f.) belt — kayış (i.) benefit — yararlanmak (f.) best — en iyi (s.) better — daha iyi (s.) between — arasında (zf.) billion — milyar (i.) bin — çöp kutusu (i.) biology — dirimbilim (i.) birth — doğum (i.) biscuit — bisküvi (i.) bit — gem (i.) blank — boşluk (i.) blood — kan (i.) blow — esmek (f.) board — binmek (f.) boil — haşlamak (f.)
A1 sezonunu tamamlayan herkesi tebrik ederim. Bu seriyle birlikte yaklaşık 900 temel kelimeyi tekrar etmiş oldunuz. Şimdi bir adım ileri gidiyoruz. A2 sezonunda yaklaşık 850 yeni kelime çalışacağız. Kelimeler günlük konuşmaya daha yakın, biraz daha işlevsel ve bir tık daha ileri seviyede olacak. Her bölümde kelimeyi İngilizce duyacak, temel anlamını öğrenecek, örnek cümle içinde işitecek ve tekrar ederek pekiştireceksiniz. Kısa tekrar tekniği sayesinde kelimeler pasif değil, aktif hafızaya yerleşir. A1’i bitirdiyseniz, A2’ye hazırsınız. Başlıyoruz. Terms - Meanings ability — hüner (i.) able — hünerli (s.) abroad — yurt dışında (zf.) accept — kabullenmek (f.) accident — rastlantı (i.) according to — göre (ed.) achieve — elde etmek (f.) act — davranmak (f.) active — faal (s.) actually — fiilen (zf.) adult — yetişkin (i.) advantage — avantaj (i.) adventure — macera (i.) advertise — reklamını yapmak (f.) advertisement — reklam (i.) advertising — reklamcılık (i.) affect — etkilenmek (f.) after — sonra (zf.) against — aykırı (ed.) ah — of (ünl.) airline — hava yolu (i.) alive — diri (s.) all — tüm (i.) all right — kuşkusuz ki allow — izin vermek (f.) almost — hemen hemen (zf.) alone — yalnız (s.) along — boyunca (zf.) already — zaten (zf.) alternative — alternatif (i.) although — her ne kadar (bağ.) among — arasına (ed.) amount — miktar (i.) ancient — antik (s.) angrily — hiddetle (zf.) ankle — ayak bileği (i.) any — lalettayin (s.) any more — başka (zf.) anybody — kimse (zm.) anyway — neyse (zf.) anywhere — nerede olursa olsun (zf.) application — uygulama appear — belli olmak (f.) appearance — dış görünüş (i.) apply — uygulamak (f.) architect — mimar (i.) architecture — mimarlık (i.) argue — tartışmak (f.)
Terms - Meanings wait — beklemek (f.) waiter — garson (i.) wake — canlanmak (f.) walk — yürümek (f.) wall — duvar (i.) want — istemek (f.) warm — ısıtmak (f.) wash — yıkamak (f.) watch — seyretmek (tv) (f.) water — sulamak (f.) way — yol (i.) we — biz (zm.) wear — giymek (f.) weather — hava (i.) website — internet sitesi (i.) Wednesday — çarşamba (i.) week — hafta (i.) weekend — hafta sonu (i.) welcome — hoş geldiniz (ünl.) well — fışkırmak (f.) west — batı (i.) what — ne (ünl.) when — ne zaman (zf.) where — nereye (zf.) which — hangi (s.) white — beyaz (s.) who — kimi (zm.) why — neden (zf.) wife — kocanın eşi (i.) will — vasiyet (i.) win — kazanmak (f.) window — pencere (i.) wine — şarap sunmak (f.) winter — kış (i.) with — ile (ed.) without — dış (i.) woman — kadın (i.) wonderful — müthiş (s.) word — laf (i.) work — çalışmak (f.) worker — işçi (i.) world — alem (i.) would — istemek (f.) write — yazmak (f.) writer — yazar (i.) writing — yazma (i.) wrong — yanlış (s.) yeah — tamam (ünl.) year — yıl (i.) yellow — sarı (s.) yes — evet (i.) Bu noktaya kadar izleyen, çalışan, tekrar eden herkese kocaman bir alkış. Gerçekten emek verdiniz. 😊🥳🪄👏🏻 A1’i tamamladık ve yaklaşık 900 kelimeyi aktif olarak öğrendik. Bu artık “başlangıç” seviyesinde olmadığınız anlamına geliyor. A1 artık geride kaldı. Şimdi biraz daha cesaret, biraz daha pratik ve A2 ile devam. Hazır mıyız?
A1 FİNAL BÖLÜMÜNE SON 1 !!! Terms - Meanings tired — yorgun (s.) title — unvan (i.) to — karşı (ed.) today — bugün (zf.) together — birlikte (zf.) toilet — hela (i.) tomato — domates (i.) tomorrow — yarın (zf.) tonight — akşama (zf.) tooth — diş (i.) topic — konu (i.) tourist — turist (i.) town — şehir (i.) traffic — gidiş geliş (i.) train — eğitim vermek (f.) travel — gezmek (f.) tree — ağaç (i.) trip — seyahat (i.) trousers — pantolon (i.) true — hakiki (s.) try — denemek (f.) T-shirt — tişört (i.) Tuesday — salı (i.) turn — dönmek (f.) TV — televizyon (i.) twelve — oniki (i.) twenty — yirmi (i.) twice — iki kez (zf.) two — iki (i.) type — yazmak (f.) umbrella — şemsiye (i.) uncle — dayı (i.) under — altında (ed.) understand — anlayış göstermek (f.) university — üniversite (i.) until — ila (ed.) up — yukarı (zf.) upstairs — üst kat (i.) us — biz (zm.) use — kullanmak (f.) useful — faydalı (s.) usually — genellikle (zf.) vacation — tatil (i.) vegetable — sebze (i.) very — çok (zf.) video — video terminali (i.) village — köy (i.) visit — ziyaret etmek (f.) visitor — ziyaretçi (i.)
Terms - Meanings sunday — pazar (i.) supermarket — süpermarket (i.) sure — emin (s.) sweater — süveter (i.) swim — yüzmek (f.) swimming — yüzme (i.) table — masa (i.) take — almak (f.) talk — konuşmak (f.) tall — uzun (s.) taxi — taksi (i.) tea — çay (i.) teach — ders vermek (f.) teacher — öğretmen (i.) team — takım (i.) teenager — on üç ile on dokuz yaşlar arasındaki kimse (i.) telephone — telefon (i.) television — televizyon (i.) tell — haber vermek (f.) ten — on (i.) tennis — tenis (i.) terrible — berbat (s.) test — sınamak (f.) text — metin (i.) than — -den [ed.] thank — teşekkür etmek (f.) thanks — teşekkür (i.) that — şu (zm.) the — belirli durumlarda isimden önce kullanılır (i.) their — onların (zm.) them — onlara (zm.) then — o zamanlar (zf.) there — oraya (zf.) they — onlar (zm.) thing — şey (i.) think — sanmak (f.) third — üçte bir (i.) thirsty — susuz (s.) thirteen — on üç sayısı (13, XIII) (i.) thirty — otuz sayısı (30, XXX) (i.) this — bu (zm.) thousand — bin (i.) three — ikisinden üçlü (i.) through — başından sonuna kadar (ed.) Thursday — perşembe (i.) ticket — bilet (i.) time — kez (i.)
Terms - Meanings situation — hal (i.) six — şeş (i.) sixteen — onaltı (i.) sixty — altmış (i.) skill — maharet (i.) skirt — etek (i.) sleep — uyumak (f.) slow — yavaşlatmak (f.) small — az (s.) snake — yılan (i.) snow — kar (i.) so — bu yüzden (zf.) some — biraz (s.) somebody — biri (zm.) someone — birisi (zm.) something — bir şey (i.) sometimes — bazen (zf.) son — oğlu (i.) song — şarkı (i.) soon — birazdan (zf.) sorry — üzgün (s.) sound — ses (i.) soup — çorba (i.) south — güney (i.) space — aralık (i.) speak — konuşmak (f.) special — özel (s.) spell — hecelemek (f.) spelling — yazım (s.) spend — geçirmek (geceyi vb) (f.) sport — spor (i.) spring — menba (i.) stand — (teklif geçerli olmak f.) star — yıldız (i.) start — başlamak (f.) statement — ifade (i.) station — terminal (i.) stay — kalmak (f.) still — durgun (s.) stop — durmak (f.) story — hikaye (i.) street — cadde (i.) strong — güçlü (s.) student — öğrenci (i.) study — incelemek (f.) style — biçim (i.) subject — ders (i.) success — muvaffakiyet (i.) sugar — şeker (i.) summer — yaz (i.) sun — güneş (i.)
Terms - Meanings result — netice (i.) return — geri dönmek (f.) rice — pirinç (i.) rich — zengin (s.) ride — binmek (f.) right — sağ (i.) river — nehir (i.) road — yol (i.) room — oda (i.) routine — rutin (s.) rule — hüküm sürmek (f.) run — çalıştırmak (f.) sad — hüzünlü (s.) salad — salata (i.) salt — tuz (i.) same — aynı (s.) sandwich — sandviç (i.) Saturday — cumartesi (i.) say — söylemek (f.) school — mektep (i.) science — ilim (i.) scientist — bilgin (i.) sea — deniz (i.) second — saniye (i.) section — kesit (i.) see — görmek (f.) sell — satmak (f.) send — yollamak (f.) sentence — cümle (i.) September — eylül (i.) seven — yedi (i.) seventeen — XVII (i.) seventy — yetmiş (i.) share — paylaşmak (f.) she — dişi hayvan (i.) sheep — koyun (i.) shirt — gömlek (i.) shoe — ayakkabı (i.) shop — mağaza (i.) shopping — alışveriş (i.) short — az (s.) should — gerekmek (f.) show — göstermek (f.) shower — sağanak (i.) sick — hasta (s.) similar — benzer (s.) sing — söylemek (f.) singer — şarkıcı (i.) sister — abla (i.) sit — oturmak (f.)
Terms - Meanings play — oynamak (f.) player — oyuncu (i.) please — memnun etmek (f.) point — nokta (i.) police — polis (i.) policeman — polis (i.) pool — havuz (i.) poor — kötü (s.) popular — popüler (s.) positive — pozitif (s.) possible — olabilir (s.) post — postalamak (f.) potato — patates (i.) pound — yumruklamak (f.) practice — uygulamak (f.) practise — pratik yapmak (f.) prefer — tercih etmek (f.) prepare — hazırlanmak (f.) present — sunmak (f.) pretty — şirin (s.) price — bedel (i.) probably — galiba (zf.) problem — problem (i.) product — ürün (i.) programme — program (i.) project — proje (i.) purple — mor (i.) put — koymak (f.) quarter — çeyrek (i.) question — soru (i.) quick — süratli (s.) quickly — hızla (zf.) quiet — sessizlik (i.) quite — epeyce (zf.) radio — radyo (i.) rain — yağmur yağmak (f.) read — okumak (f.) reader — okur (i.) reading — okuma (s.) ready — hazır (s.) real — hakiki (s.) really — hakikaten (zf.) reason — sebep (i.) red — al (s.) relax — rahatlamak (f.) remember — hatırlamak (f.) repeat — yinelemek (f.) report — haber vermek (f.) restaurant — restoran (i.)
Terms -- Meaningsopen — açılmak (f.) opinion — kanaat (i.) opposite — zıt (i.) or — ya da (bağ.) orange — portakal (i.) order — sipariş vermek (f.) other — öbür (s.) our — bizim (zm.) out — çıkış (i.) outside — dıştan (zf.) over — bitmiş (s.) own — sahip olmak (f.) page — sayfa (i.) paint — boyamak (f.) painting — tablo (i.) pair — çift (i.) paper — kağıt (i.) paragraph — fıkra (i.) parent — ebeveynlik etmek (f.) park — park etmek (f.) part — parça (i.) partner — eş (i.) party — taraf (i.) passport — geçiş belgesi (i.) past — geçmiş (s.) pay — ödemek (f.) pen — kalem (i.) pencil — kalem (i.) people — insanlar (i.) pepper — biber (i.) perfect — kusursuz (s.) period — devir (i.) person — kişi (i.) personal — kişisel (s.) phone — telefon etmek (f.) photo — foto (i.) photograph — fotoğraf almak (f.) phrase — ifade etmek (f.) piano — piyano çalgı (i.) picture — resim (i.) piece — tane (i.) pig — domuz (i.) pink — pembe (i.) place — koymak (f.) plan — planlamak (f.) plane — düzlemek (f.) plant — dikmek (f.)
Terms -- Meanings much — fazlamum — maske ile oynamakmuseum — müzemusic — müzikmust — gerekmekmy — benimname — isimnatural — tabiinear — yakınneed — ihtiyaç duymaknegative — negatifneighbour — komşunever — hiçnew — yeninews — habernewspaper — gazetenext — sonrakinext to — bitişiknice — sevimlinight — gecenine — dokuznineteen — on dokuzninety — doksanno — hayırno one — hiç kimsenobody — hiç kimsenorth — kuzeynose — burunnot — gayrinote — not etmeknothing — hiçNovember — kasımnow — şimdinumber — numaralamaknurse — hemşirelik yapmakobject — itiraz etmeko'clock — saatOctober — ekimof — karşıoff — kapalıoffice — makamoften — sık sıkoh — eyOK — onaylamakold — eskimişon — üstündeonce — bir kereone — bironion — soğanonline — bağlantılıonly — tek
Terms -Meanings love-sevmek [f.] lunch - öğle yemeği [i.] machine - makine [i.] magazine - fişek haznesi [i.] main - esas [i.] make - yapmak [f.] man - insan [i.] many - birçok [s.] map - harita [i.] March - yürüyüş yapmak (topluca) [f.] market - çarşı [i.] married - evli [s.] match - eşleştirmek [f.] May - mayıs ayı [i.] maybe - belki [ünl.] me - ben [zm.] meal - öğün [i.] mean - demek istemek [f.] meaning - mana [i.] meat - et [i.] meet - karşılaşmak [f.] meeting - toplantı [i.] member - üye [i.] menu - menü [i.] message - ileti [i.] metre - metre [i.] midnight - geceyarısı [i.] mile - mil [i.] milk - süt [i.] million - milyon [i.] minute - dakika [i.] miss - ıska geçmek [f.] mistake - yanılgı [i.] model - model [i.] modern - çağdaş moment- an Monday - pazartesi [i.] money - para [i.] month - ay [i.] more - daha fazla [s.] morning - sabah [s.] most - en [s.] mother - ana [i.] mountain - dağ [i.] mouse - fare [i.] mouth - ağız [i.] move - kımıldamak [f.] movie - film (sinemada gösterilen) [i.]
Terms — Meanings introduce - tanıtmak [f.] island - ada [i.] it - ona [zm.] its - onun [zm.] jacket - ceket [i.] January - ocak [i.] jeans - kot [i.] job - görev [i.] join - birleştirmek [f.] journey - yolculuk [i.] juice - meyve suyu [i.] July - temmuz [i.] June - haziran [i.] just - sadece [s.] keep - tutmak [f.] key - anahtar [i.] kilometre - kilometre [i.] kind - tür [i.] kitchen - mutfak [i.] know - bilmek [f.] land - karaya ayak basmak [f.] language - lisan [i.] large - iri [s.] last - sonuncu [s.] late - gecikmiş [s.] later - sonradan [zf.] laugh - gülmek [f.] learn - öğrenmek [f.] leave - bırakmak [f.] left - sol [s.] leg - ayak (mobilya/pergel) [i.] lesson - ders [i.] let - izin vermek [f.] letter - mektup [i.] library - kitaplık [i.] lie - yatmak [f.] life - yaşam [i.] light- aydınlık [i.] like - beğenmek [f.] line - astarlamak [f.] lion - aslan [i.] list - listelemek [f.] listen - dinlemek [f.] little - ufak [s.] live - yaşamak [f.] local - lokal [s.] long - uzun [s.] look - bakmak [f.] lose - kaybetmek [f.] lot - pay [i.]
Terms - Meaning have - sahip olmak [f.] have to - mecburiyetinde kalmak [f.] he - eril o [zm.] head - kelle [i.] health - sıhhat [i.] healthy - sıhhatli [s.] hear - duymak [f.] hello - merhaba [ünl.] help - yardım etmek [f.] her - ona [zm.] here - burada [zf.] hey - selam hi - merhaba [ünl.] high - yüksek [s.] him - ona [zm.] his - eril onunki [zm.] history - geçmiş [i.] hobby - hobi [i.] holiday - bayram [i.] home - ev [i.] homework - ödev [i.] hope - ummak [f.] horse - beygir [i.] hospital - hastane [i.] hot - kızgın [s.] hotel - otel [i.] hour - saat [i.] house - ev [i.] how - nasıl [zf.] however - bununla birlikte [zf.] hundred - yüz [s.] hungry - acıkmış [s.] husband - koca [i.] I - ben [zm.] Internet - internet [i.] ice - buz [i.] ice cream - dondurma [i.] idea - fikir [i.] if - eğer [bağ.] imagine - hayal etmek [f.] important - mühim [s.] improve - geliştirmek [f.] in - içeri [zf.] include - katmak [f.] information - bilgi [i.] interest - ilgilendirmek [f.] interested - alakalı [s.] interesting - ilginç [s.] interview - görüşmek [f.] into - içine [ed.]
Terms - Meanings food - besin [i.] foot - ayak [i.] football - futbol [i.] for - için [ed.] forget - unutmak [f.] form - biçimlendirmek [f.] forty - kırk sayısı (40) [i.] four - dört [i.] fourteen - on dört sayısı [i.] fourth - dörtte bir [s.] free - bağımsız [s.] Friday - cuma [I.] friend - ahbap [i.] friendly - arkadaş canlısı [s.] from - itibaren [ed.] front - yönelmek [f.] fruit - meyve vermek [f.] full - tok [s.] fun - eglence [i.] funny - komik [s.] future - istikbal [i.] game - oyun [i.] garden - bahçe [i.] geography - coğrafya [i.] get - elde etmek [f.] girl - kız [i.] girlfriend - kız arkadaş [i.] give - vermek [f.] glass - kadeh [i.] go - hareket etmek [f.] good - güzel [s.] goodbye - güle güle [i.] grandfather - dede [i.] grandmother - babaanne [i.] grandparent - büyükbaba [i.] great - mükemmel [s.] green - yeşil [s.] grey - ağartmak [f.] group - grup li.] grow - yetişmek [f.] guess - tahmin etmek [f.] guitar - gitarist [i.] gym - spor salonu [i.] hair - tüy [i.] half - yarım [s.] hand - el [i.] happen - meydana gelmek [f.] happy - sevinçli [s.] hard - çetin [s.] hat - şapka [i.] hate - nefret etmek [f.]
Terms -Meanings every - her everybody - cümle alem everyone - herkes everything - her şey exam - imtihan example - örnek excited - heyecanlı exciting - heyecanlı exercise - alıştırma yapmak expensive - masraflı explain - açıklamak extra - ekstra eye - göz face - yüz fact - vaka fall - inmek FALSE - takma family - aile famous - ünlü fantastic - fantastik far - uzak farm - çiftlik farmer - çiftçi fast - süratli fat - semirmek father - baba favourite - favori February - şubat feel - hissetmek feeling - his festival - bayram few - az fifteen - onbeş fifth - beşinci fifty - elli sayısı (50) fill - doldurmak film - film final - final find - bulmak fine - ceza kesmek finish -sona ermek fire - ateşlemek first - birinci fish - balık five - beş flat - düz yüzey flight - uçuş floor - yeri kaplamak flower - çiçek fly - uçmak follow - takip etmek
Terms Meanings description tasvir design dizayn etmek desk çalışma masası detail detay dialogue diyalog dictionary sözlük die ölmek diet diyet difference ayrım different farklı difficult çetin dinner akşam yemeği dirty pisletmek discuss görüşmek dish tabak do etmek doctor doktor dog köpek dollar amerikan parası door kapı down aşağıya doğru downstairs aşağı katta draw karalamak dress giyinmek drink içmek drive sürmek driver sürücü during zarfında DVD dvd each her biri ear kulak early erken east doğu easy rahat eat yemek yemek egg yumurta eight sekiz eighteen onsekiz eighty seksen elephant fil eleven onbir else başka email email göndermek end sona ermek enjoy tadını çıkarmak enough kafi euro euro even düzgün evening akşam event olay ever durmadan
Bu bölümde A1 seviyesindeki temel İngilizce kelimelerin bir sonraki grubunu tekrar ediyoruz. Her kelimeyi önce anlamıyla, ardından kısa bir örnek cümleyle duyacak ve 5’erlik bloklarla yapılan hızlı tekrarlarla öğrenmenizi pekiştireceksiniz. Bu çalışma; İngilizce kelime öğrenme, kelime tekrarı ve duyarak pratik yapma tekniğine göre hazırlanmıştır. Başlangıç seviyesinde İngilizce kelime bilgisini güçlendirmek isteyen herkes için sade, anlaşılır ve etkili bir bölüm niteliğindedir. Hazırsanız 4. bölüme başlayalım. 🎧
Bu bölümde A1 seviyesindeki temel İngilizce kelimelerin bir sonraki grubunu birlikte tekrar ediyoruz. Her kelimeyi önce anlamıyla, ardından kısa bir örnek cümleyle duyacak ve bölüm boyunca 5’erlik bloklarla hızlı tekrar yaparak öğrenmenizi pekiştireceksiniz. Bu çalışma; İngilizce kelime öğrenme, kelime tekrarı ve duyarak pratik yapma yöntemine göre hazırlanmıştır. Başlangıç seviyesinde İngilizce geliştirmek isteyen herkes için kısa, sade ve etkili bir tekrar bölümüdür. Hazırsanız 3. bölüme başlayalım. 🎧 Terms - Meanings boy — delikanlı (i.) boyfriend — flört (i.) bread — ekmek (i.) break — kopmak (f.) breakfast — kahvaltı (i.) bring — getirmek (f.) brother — kardeş (i.) brown — kahverengi (s.) build — inşa etmek (f.) building — inşaat (i.) bus — otobüs (i.) business — işletme (i.) busy — işlek (s.) but — ancak (bağ.) butter — tereyağı (i.) buy — ısmarlamak (f.) by — geleceek biçimde (zf.) bye — ast (i.) cafe — kafe (i.) cake — kek (i.) call — çağırmak (f.) camera — fotoğraf makinesi (i.) can — olabilmek (f.) cannot — edememek (f.) capital — sermaye (i.) car — otomobil (i.) card — kart (i.) career — kariyer (i.) carrot — kızıl saç (i.) carry — taşımak (f.) cat — kedi (i.) CD — dış çap (i.) cent — sent (i.) centre — merkez (i.) century — asır (i.) chair — koltuk (i.) change — değişmek (f.) chart — çizelge (i.) cheap — ucuz (s.) check — denetlemek (f.) cheese — peynir (i.) chicken — tavuk (i.) child — evlat (i.) chocolate — çikolata (i.) choose — seçmek (f.) cinema — sinema (i.) city — kent (i.) class — ders (i.) classroom — sınıf (i.)
Bu bölümde A1 seviyesine uygun 50 ile 96. kelimeler arasındaki temel İngilizce kelimeleri birlikte tekrar ediyoruz. Her kelimeyi önce anlamıyla, ardından kısa bir örnek cümle ile duyacaksınız. Daha sonra 5’erli bloklar halinde hızlı tekrar yaparak kelimeleri kalıcı hafızaya yerleştirmenize yardımcı olacağız. Bu tekrar tekniği sayesinde: • Kelimeleri daha hızlı hatırlayacak, • Telaffuzu birkaç kez duyacak, • Cümle içinde kullanımını öğrenerek günlük hayatta rahatlıkla kullanabileceksiniz. İngilizce kelime pratiği için hazırsanız, 2. bölüme başlayalım! Bu bölümde A1 seviyesine uygun 50 ile 96. kelimeler arasındaki temel İngilizce kelimeleri birlikte tekrar ediyoruz. Her kelimeyi önce anlamıyla, ardından kısa bir örnek cümle ile duyacaksınız. Daha sonra 5’erli bloklar halinde hızlı tekrar yaparak kelimeleri kalıcı hafızaya yerleştirmenize yardımcı olacağız. Bu tekrar tekniği sayesinde: • Kelimeleri daha hızlı hatırlayacak, • Telaffuzu birkaç kez duyacak, • Cümle içinde kullanımını öğrenerek günlük hayatta rahatlıkla kullanabileceksiniz. İngilizce kelime pratiği için hazırsanız, 2. bölüme başlayalım! Terms - Meanings baby — yavru (i.) back — art (i.) bad — kötü (s.) bag — poşet (i.) ball — balo (i.) banana — muz (i.) band — bant (i.) bank — banka (i.) bath — yıkanmak (f.) bathroom — tuvalet (i.) be — bulunmak (f.) beach — sahil (i.) beautiful — güzel (s.) because — çünkü (bağ.) become — haline gelmek (f.) bed — yatak (i.) bedroom — yatak odası (i.) beer — bira (i.) before — evvel (ed.) begin — başlatmak (f.) beginning — başlangıç (i.) behind — arındak (s.) believe — inanmak (f.) below — alttaki (s.) best — en iyi (s.) better — daha iyi (s.) between — arasında (zf.) bicycle — bisiklet (i.) big — iri (s.) bike — bisiklete binmek (f.) bill — senet (i.) bird — kuş (i.) birthday — yaş günü (i.) black — siyah (s.) blog — web günlüğü (i.) blonde — sarışın (s.) blue — mavi (s.) boat — tekne (i.) body — ceset (i.) book — ayırtmak (f.) boot — bot (i.) bored — sıkılmış (s.) boring — bıktırıcı (s.) born — doğan (s.) both — her ikisi de (s.) bottle — şişe (i.) box — kutu (i.)
Bu bölümde A1 seviyesine uygun temel İngilizce kelimeleri hem telaffuzuyla hem de örnek cümleleriyle birlikte tekrar ediyoruz. Podcast formatı, kelimeleri duyarak öğrenmek isteyenler için özel olarak tasarlanmıştır. Her kelimeyi önce duyacak, ardından cümle içinde kullanımını işitecek ve son olarak tekrar etme fırsatı bulacaksınız. Bu seri toplam 18 bölümden oluşacak ve A1 kelime listesinin tamamını kapsayacak. Düzenli tekrarlarla İngilizce kelime bilginizi sağlamlaştırmak için ideal bir başlangıç. Hazırlayan: Ali Demir (@alidemirx) Seviye: A1 Format: Kelime → Cümle → Tekrar about — hemen hemen (zf.) above — üzerine (zf.) across — karşıya (zf.) action — çalışma (i.) activity — etkinlik (i.) actor — oyuncu (i.) actress — oyuncu (i.) add — toplamak (f.) address — hitap etmek (f.) adult — yetişkin (i.) advice — nasihat (i.) afraid — korkmuş (s.) after — sonra (zf.) afternoon — öğleden sonra (i.) again — bir daha (zf.) age — yaş (i.) ago — evvel (zf.) agree — aynı fikirde olmak (f.) air — havalandırmak (f.) airport — havalimanı (i.) all — tüm (i.) also — ayrica (zf.) always — hep (zf.) amazing — şaşırtıcı (s.) and — ile (bağ.) angry — kızmış (s.) animal — hayvan (s.) another — öbür (s.) answer — yanıt vermek (f.) any — lalettayin (s.) anyone — hiç kimse (zm.) anything — hiçbir şey (zm.) apartment — daire (i.) apple — elma (i.) April — nisan (i.) area — alan (i.) arm — kol (i.) around — sularında (zf.) arrive — varmak (f.) art — sanat (i.) article — bent (i.) artist — artist (i.) as — olarak (zf.) ask — soru sormak (f.) at — üzere (zf.) August — ağustos (i.) aunt — hala (i.) autumn — güz (i.) away — uzak (s.) *Bu seri, Oxford’un A1 seviyesindeki temel İngilizce kelime sıralamasını referans alarak hazırlanmıştır.