MyMecra Podcast cover

MyMecra Podcast

MyMecra

Gelin ‘Beraber Yürüyelim’

Gelin ‘Beraber Yürüyelim’

Bir Toplumun Çöküşü Böyle Başlar - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B81

0:00 0:00

Bölümler

Bir Toplumun Çöküşü Böyle Başlar - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B81 25 May 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; günümüzün en büyük ve sinsi hastalıklarından biri haline gelen "okumama" derdini masaya yatırıyor.Kültür tarihimiz boyunca okuma oranlarının hiç bu kadar düşmediğini belirten Demirbağ; ekranların, internetin ve dijital dünyanın insan ruhunu nasıl esir aldığını derinlemesine analiz ediyor. Kelam kabiliyetimizi, zevk ve estetik anlayışımızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz bu çağda; yeniden kitaba, kelimelere ve insan olmanın mertebelerine dönmenin hayati yollarını çarpıcı örneklerle anlatıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿📖 Sinsi Hastalık: Okuma oranları neden tarihin en düşük seviyesinde?📱 Dijital Esaret: Ekranlar ve sosyal medya insanı nasıl pasifleştiriyor, ruhunu nasıl emiyor?🗣️ "AEO" ve "TŞK" Kuşağı: Kısaltmalarla konuşan yeni dünyada dilimiz ve iletişimimiz nasıl çöküyor?📺 Televizyondan Akıllı Telefonlara: 70'lerden bugüne değişmeyen görsel eğlence tuzağı.🧠 Ruhun Vitamini: Kelam kabiliyeti nasıl kazanılır, okumak insanı nasıl güzelleştirir ve inceltir?📚 Vefakar Dost: Asla küsmeyen, darılmayan ve insanı yarı yolda bırakmayan yegane arkadaş: Kitap.💤 Uykumuzu Mahveden Alışkanlıklar: Gece uyurken dinlenen yayınlar ve gençliğin uyku düzeni üzerine hayati uyarılar.✨ Daha fazlası videomuzda…Gelin, Beraber Yürüyelim...

Dilin Seni Yakmasın - B244 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 25 May 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu hikmet dolu bölümünde; çayın ve kahvenin sıcaklığından yola çıkarak, medeniyetimizin ve dinimizin en berrak pınarlarından biri olan Hz. Muaz bin Cebel’in (r.a.) dünyasına kapı aralıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile genç bir sahabe arasındaki derin sevgi bağının gölgesinde; modern insanın en büyük gafleti olan "ibadetteki farksızlık" ve "dilin muhafazası" meselelerini masaya yatırıyor.Videonun kalbinde ise, insanı hem dünyada hem ahirette felakete sürükleyebilecek ya da kurtuluşa erdirecek o küçük ama tesirli uzuv yatıyor: Dil. İnsanın her konuştuğundan hesaba çekileceği gerçeğini unuttuğu bu çağda, Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek eliyle dilini işaret ederek verdiği o sarsıcı reçeteyi, günlük hayatımızın tam merkezine yerleştiriyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:☕ İrtibatlandırmanın Sırrı: Bir bardak çay veya kahve içerken kalbe düşen tohumlar... Hayatı ve eşyayı mana ile okumak bize ne kazandırır?🕌 Cennete Yaklaştıran Soru: Hz. Muaz bin Cebel’in (r.a.) kıyamete kadar insanlığa rehberlik edecek o büyük suali ve Efendimiz’in sarsıcı cevabı.💧 Gözü Kapalı Abdestler: İbadetleri alışkanlığa kurban etmek... Uykumuz kaçmasın diye uydurduğumuz bahaneler ve amellerin niyetle güzelleşmesi.🏹 İslam'ın Şeması: Dinin başı, direği ve en yüksek zirvesi nedir? Mümin hayatının yol haritası.👅 Ateşe Sürükleyen Organ: "Biz konuştuklarımızdan da mı sorumluyuz?" diyen sahabeye verilen ve bugünün sosyal medya çağını doğrudan sarsan o büyük ikaz.📜 Hasret ve Veda: Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Hz. Muaz’ı Yemen’e uğurlarken kurduğu ve yürekleri dağlayan o son cümle.Gelin, bu muhabbet sofrasında dilimizi muhafaza etmenin, amellerimizi niyetle diriltmenin ve asırlar öncesinden bize uzanan o sahabe sevgisine layık olabilmenin yolunu birlikte arayalım...Gelin, Beraber Yürüyelim...

İthalattan İhracata - Savaş Şafak Barkçin | Bi' De Buradan Bak | B68 25 May 2026

Savaş Şafak Barkçin, “Bi’ De Buradan Bak” programının bu bölümünde; Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişini sadece teknik bir başarı değil, aynı zamanda bir “özgüven devrimi” olarak yorumluyor. Yıllarca Batı’ya bağımlı bırakılan üretim anlayışının nasıl kırıldığını anlatan Barkçin, yerli üretimin önünü açan zihniyet değişiminin Türkiye’nin geleceğini nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.Programda; geçmişte savunma sanayiinde kurulan yolsuzluk düzenlerinden liyakatli insanların önünün açılmasıyla ortaya çıkan büyük dönüşüme, gençlerin dünyaya “taklit eden” değil “üreten” bir vizyonla bakması gerektiğinden Türkiye’nin kendi potansiyelini yeniden keşfetmesine kadar dikkat çekici değerlendirmeler yapılıyor.🔻 Öne Çıkan Başlıklar 🔻🇹🇷 Savunma Sanayiindeki Büyük Sıçrama: Türkiye’nin dışa bağımlı yapıdan çıkıp kendi teknolojisini geliştiren ve ihraç eden bir ülkeye dönüşüm süreci ele alınıyor.🏗️ Yılların Bağımlılık Düzeni: Geçmişte yabancı ülkelere verilen savunma ihaleleri üzerinden kurulan sistemin Türkiye’ye maliyeti çarpıcı örneklerle anlatılıyor.🧩 Yerli Üretimin Önündeki Engeller: “Biz yapamayız” psikolojisinin nasıl inşa edildiği ve bunun toplumsal özgüveni nasıl zedelediği değerlendiriliyor.🧠 Liyakat ve Doğru İnsan Faktörü: İşi ehline vermenin, mühendislikten yöneticiliğe kadar her alanda nasıl büyük sonuçlar doğurduğu vurgulanıyor.🚀 Taklitten Özgün Üretime: Barkçin, Türkiye’nin artık Batı’yı kopyalayan değil; kendi özgün teknolojisini geliştiren bir ülke olması gerektiğini ifade ediyor.🎥 Daha fazlası videomuzda...Gelin, Beraber Yürüyelim...

Neden Geçici Şeylere Sarılıyoruz? - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B80 25 May 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; sanatın yalnızca estetik bir uğraş değil, insanın “ebediyet arzusu”nun bir yansıması olduğunu anlatıyor.Şiirden mimariye, musikiden sinemaya uzanan bu derin sohbet; İslam medeniyetinin sanatla kurduğu ilişkiyi, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan örneklerle ele alıyor. “Sanat Allah’ı aramakmış” fikri etrafında şekillenen programda; sanatçının aslında farkında olmadan sonsuzluğu aradığı vurgulanıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿📖 Sanatın Hakikati: İnsan neden kalıcı olanın peşinden gider?🕌 İslam Medeniyetinde Sanat: Şiir, mimari, ebru ve musikinin yükselişi.🏛️ Selçuklu ve Osmanlı Estetiği: Kubbelerin ve minarelerin anlattığı medeniyet dili.🖋️ Necip Fazıl ve Yunus Emre: Sanatın manevi kökleri.🗿 Heykel Tartışması: İslam medeniyeti neden heykele mesafeli durdu?✨ Sonsuzluk Arayışı: Sanatın insan ruhundaki karşılığı.✨ Daha fazlası videomuzda…Gelin, Beraber Yürüyelim...

“Bizi Kime Bırakıp Gidiyorsun?” - B243 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 25 May 2026

Bu bölümde Serdar Tuncer, Hacer Validemiz, Hz. İsmail ve Hz. İbrahim üzerinden; tevekkül, şikâyet ve teslimiyet meselesini anlatıyor.Anlatı; Mekke’nin henüz ıssız bir vadi olduğu dönemde Hacer Validemizin yaşadığı zorluklar üzerinden ilerliyor.Söz; susuzluk, çaresizlik ve arayış anlarıyla birlikte Hacer Validemizin Safa ile Merve arasında koşuşuna uzanıyor.Hac ibadetindeki sayın neden yapıldığı, zemzemin ortaya çıkışı ve bütün bu hadiselerin taşıdığı mana bölüm boyunca aktarılıyor.Anlatı ilerledikçe mesele sadece tarihî bir kıssa olmaktan çıkıyor;insanın yaşadığı hâli kullara şikâyet etmesi, başına gelen karşısındaki tavrı ve Allah’a teslimiyeti üzerine yoğunlaşıyor.“Halin nasıl olursa olsun, o hâli sana verene razı olmak” düşüncesi bölümün merkezinde yer alıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:✨ Hacer Validemizin tevekkül dolu duruşu🤲 Safa ile Merve arasında yapılan sayın hikmeti🌿 Zemzem suyunun ortaya çıkışı💭 Şikâyet etmenin insanın hâline bakışıyla ilişkisi🕯️ Hz. İbrahim’in duası ve teslimiyeti🌙 Allah’ın kulunu sahipsiz bırakmamasıSerdar Tuncer’in kıssa anlatımıyla şekillenen bu bölüm;bir hadiseyi anlatırken onun içindeki teslimiyet ve tevekkül tarafını da görünür kılıyor.Dinlerken şu düşünce öne çıkıyor:“İnsan bazen tam çaresiz kaldığını düşündüğü yerde yardım ile karşılaşır.”👉 Bu bölüm; Hacer Validemizin kıssasını, hac ibadetindeki hikmetleri ve teslimiyet meselesini yeniden düşünmek isteyenler için.

600 Yıllık Kültürel Kodlar - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B79 11 May 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; yüzyıllardır "anlaşılmaz" denilerek itilmiş, kakılmış ama aslında Türk medeniyetinin kelamla örülmüş en muhteşem kalesi olan Divan Edebiyatı’nı merkeze alıyor. Medrese kültürüyle harmanlanan bu edebiyatın, sadece şiirden ibaret olmadığı; bilimin, tıbbın ve estetiğin zirve noktası olduğu derinlikli bir perspektifle ele alınıyor.“Divan Edebiyatı neden unutturulmak istendi?” sorusu etrafında şekillenen bu sohbet, medreselerin sadece dini eğitim değil; sıfırı bulan matematikçiler ve müzikle tedavi yapan hekimler yetiştiren birer "Rönesans" merkezi olduğunu hatırlatıyor. Bugün kulağımıza yabancı gelen o büyülü kelimelerin ardındaki ruhu, ecdadın estetik kaygısını ve Türkçenin muazzam zaferini keşfetmeye davetlisiniz.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿📜 Divan Edebiyatı Nedir?: İtilen bir geçmiş mi, devlerin edebiyatı mı?🕌 Büyük İnkılap: Türklerin İslam’la buluşmasının dile ve sanata etkisi.🎓 Medrese ve Bilim: Sıfırın keşfinden müzikle tedaviye; medresenin gerçek yüzü.✍️ Taklitten Zirveye: Türkçenin Arap ve Fars dillerini geride bırakan muazzam gelişimi.🎵 Şiirdeki Gizli Hakikat: Gazellerin ve naatların ruhumuzdaki yankısı.🇫🇷 Edebiyat ve Kimlik: Fransa’da profesörlerin okuttuğu edebiyat, bizde neden "esneme dersi" oldu?✨ Daha fazlası videomuzda…Tavan arasındaki altın sandığı açmaya, unutturulan zenginliğimizle yeniden tanışmaya davetlisiniz. Geçmişin sesini bugünün kalbiyle dinlemek için...Gelin, Beraber Yürüyelim…

Şeytanın En Büyük Tuzağı - B242 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 11 May 2026

Serdar Tuncer, “Biri Bir Gün”ün bu çarpıcı bölümünde; Zahit Barsisa’nın kıssası üzerinden şeytanın insanı nasıl adım adım felakete sürüklediğini anlatıyor.Sohbet boyunca; ibadetiyle, ilmiyle ve zahitliğiyle tanınan bir insanın nasıl küçük tavizlerle büyük günahlara sürüklendiğine şahit oluyoruz. Serdar Tuncer, şeytanın insanı bir anda değil; yaklaşarak, alıştırarak ve normalleştirerek düşürdüğünü anlatırken “Günaha yaklaşmayın” emrinin ne kadar hayati olduğunu gözler önüne seriyor.Videonun merkezinde ise insanın en büyük hakikati duruyor: Kul, kendi nefsine güvenemez. Barsisa kıssası bize; ibadetin, ilmin ve salih amellerin bile insanı tek başına kurtarmaya yetmeyeceğini, insanın her an Allah’ın hıfzına muhtaç olduğunu hatırlatıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🔥 Barsisa’nın Çöküşü: Bir zahit nasıl şeytanın oyuncağı haline geldi?🚷 “Yaklaşmayın” Emri: Günah neden ilk adımda engellenmeli?🧠 Günahın Psikolojisi: Bir hata, diğer günahları nasıl kolaylaştırıyor?😈 Şeytanın Yöntemi: İnsan hangi aşamalarla düşürülüyor?⚖️ Son Nefes Hakikati: Kimse neden akıbetinden emin olmamalı?🤲 Allah’a Sığınmak: “Beni bana bırakma” duasının derin manası.🛡️ Takva Bilinci: Günaha karşı mesafe koymak neden bu kadar önemli?Serdar Tuncer ayrıca bölüm boyunca; insanın kendi amelini yeterli görmemesi gerektiğini, hidayetin de korunmanın da yalnızca Allah’ın lütfuyla mümkün olduğunu vurguluyor.Gelin, Barsisa’nın ibretlik hikayesinde kendi nefsimizle yüzleşelim…

Batı'da İsrail Karşıtlığı - Savaş Şafak Barkçin | Bi' De Buradan Bak | B67 11 May 2026

Savaş Şafak Barkçin, “Bi’ De Buradan Bak” programının bu bölümünde, küresel siyasetin görünen yüzünün ötesine geçerek Amerika, İsrail ve İran arasındaki gerilimin derin dinamiklerini analiz ediyor. Medyanın yüzeysel "savaş bitti" veya "topyekûn savaş başlıyor" söylemlerine karşı izleyiciyi serinkanlı bir gerçekçiliğe davet eden Barkçin, küresel güç dengelerinin nasıl bir kırılma noktasında olduğunu gözler önüne seriyor.Programda, Körfez ülkelerinin tarihsel kökenlerinden Amerika’nın iç siyasetinde ilk kez yüksek sesle dile getirilmeye başlanan "vergi ve temsil" bilincine kadar geniş bir perspektif sunuluyor. Barkçin, olayları sadece haber akışıyla değil; tarih, coğrafya ve devlet sistemleri bilgisiyle okumanın önemini vurguluyor.🔻 Öne Çıkan Başlıklar 🔻🌍 Küresel Satranç ve Ortadoğu Dengesi: İran-Amerika geriliminin sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda tarafların kendi iç meşruiyetlerini sağlama stratejisi olduğu detaylandırılıyor.⚓ Hürmüz Boğazı ve Enerji Güvenliği: Amerika’nın, Hürmüz Boğazı üzerindeki tehditleri kullanarak Avrupa’yı nasıl kendi safına çekmeye çalıştığı ve Çin’in enerji tedarik zinciri üzerindeki etkisi ele alınıyor.🇺🇸 Amerika’daki Büyük Kırılma: Evanjelizm ile Siyonizm’in özdeşleştiği ABD’de, hem sol kesimde hem de muhafazakâr sahada İsrail’e verilen sınırsız desteğin ilk kez nasıl sorgulanmaya başladığı analiz ediliyor.🏛️ Körfez Devletleri ve Tarihsel Miras: Tarihsel bir devlet geleneğinden yoksun, "kabile şefliği" kökenli yapıların İngiliz ve Amerikan kontrolündeki rolleri ve bu ülkelerin bölge siyasetindeki tutumları tartışılıyor.📚 Bilgi ve Analiz Bilinci: Haber takibiyle uzman olunamayacağı; dünyayı anlamak için tarih, coğrafya ve sistem bilgisiyle donanmış bir "serinkanlılık" gerektiği vurgulanıyor.🎥 Daha fazlası videomuzda...Gelin, Beraber Yürüyelim...

Bir Medeniyetin Hafızası Nasıl Silindi? - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince 11 May 2026

Bu bölümde Dr. Ömer Demirbağ, divan edebiyatının neden yanlış bilindiğini anlatıyor.Anlatı; geçmişte oluşan “saray edebiyatı” algısından başlayarak bu anlayışın nasıl yerleştiğini ortaya koyuyor.Divan edebiyatının yüzyıllar süren bir kültürel birikim olduğu,farklı coğrafyalardan gelen şairlerle sadece saraya ait olmadığı örneklerle gösteriliyor.Anlatı ilerledikçe;Osmanlı sonrası dönemde geçmişin bilinçli şekilde geri planda bırakılması,bu durumun zamanla kalıcı bir kopuşa dönüşmesi ve bunun toplumdaki yansımaları ele alınıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:✨ Divan edebiyatına dair yanlış algılar🤲 Uzun süreli bir kültürel geleneğin göz ardı edilmesi🌿 Geçmişten kopuşun oluşturduğu boşluk💭 Bilgi eksikliğinin doğurduğu karışıklıklar🕯️ Kültürel mirasa karşı oluşan uzaklık🌙 Anlam kaybına işaret eden örneklerBu bölüm;anlatılanlar üzerinden bir yargı kurmaz.Sadece mevcut durumu ortaya koyar.Dinlerken şu soru kalır:“Gerçekten neyi biliyoruz?”👉 Bu bölüm; bildiklerini yeniden gözden geçirmek isteyenler için.

Dertsiz Adamın Gömleği - B241 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 11 May 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu hikmet dolu bölümünde; masalların sırlı dünyasından yola çıkarak modern insanın en büyük çıkmazı olan "huzursuzluk, keder ve manevi boşluk" meselelerine dair reçeteler sunuyor.Sohbet ilerledikçe; dertsiz adamın gömleğini arayan padişahtan, her şeye sahip olduğu halde yüzü gülmeyen şehzadeye uzanan hikayeler üzerinden, zihnimizin neden bir değirmen taşı gibi kendi kendini öğüttüğünü tefekkür ediyoruz. Serdar Tuncer, "Nefsini meşgul etmezsen, o seni işgal eder" hakikatinin izini sürerken; boşta kalan kalbin ve zihnin nasıl birer kasvet yuvasına dönüştüğünü çarpıcı örneklerle hatırlatıyor.Videonun kalbinde, insanın iç dünyasındaki fırtınaları dindirecek o büyük sır yatıyor: Hayırlı bir meşgale. Uçurumun kenarındaki keçiyi kurtarmaya çalışan arifin, o hengame içinde kendi kellesinin derdini bile unutması gibi; insanın ancak bir başkasının derdine derman olduğunda veya ruhunu besleyen bir işle hemhal olduğunda kendi kederinden sıyrılacağını iliklerimize kadar hissediyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:👕 Dertsiz Adamın Gömleği: Masallarda aranan o şifa aslında nerede gizli? Dünyada dertsiz insan var mıdır?⚙️ Zihin Değirmeni: İçinde öğütecek bir meşgalesi olmayan zihin, neden kendi kendini yok etmeye başlar?🏰 Şehzadenin Mutsuzluğu: Her imkana sahip olunduğu halde neden mutlu olunamıyor? Modern çağın stres ve depresyon tuzağına kadim bir cevap.👁️ Vesile ve Şifa: Yusuf Aleyhisselam'ın gömleğinin Yakup Aleyhisselam'ın gözlerini açması bize "sebeplere yapışmak" hakkında ne söyler?📦 Hayırlı Meşgaleler: Bir vakıfta koli bantlamaktan, bir yetimin başını okşamaya kadar; insanı diri tutacak meşgalelerin ruh üzerindeki iyileştirici gücü.Serdar Tuncer ayrıca bölüm sonunda, medeniyet tasavvurumuzun mimarlarından Sezai Karakoç ve onun düşünce dünyasına giriş mahiyetindeki "Diriliş'in Yapı Taşları" eserine değinerek bizleri lüzumlu işlerle meşgul olmaya davet ediyor.Gelin, bu muhabbet sofrasında kendimizi "boşa dönmekten" kurtaralım ve kalbimizi, zihnimizi, bedenimizi hayırlı meşgalelerle doldurmanın yolunu birlikte bulalım...

Anne ve Baba Hakkındaki İlahi Ölçü - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B77 27 Apr 2026

Dr. Ömer Demirbağ, "Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince" programının bu bölümünde; insan varlığının dünyadaki eşiği, "Allah’ın bizi halk ederken kullandığı tezgah" olan anne ve baba hakkını, gönüllere dokunan kıssalar ve sarsıcı hakikatler eşliğinde mercek altına alıyor. Programda, modern çağın hızla tükettiği "edep" kavramı, bir evladın elli yaşında bile annesinin gözünde bitmeyen çocukluğu ve ebedi hayata yansıyan anne-baba rızası işleniyor.Sohbet, bir gece emzirmenin bedelinden meşhur velilerin anne duasıyla açılan kapılarına, babanın yanında uzanmaktan çekinen sarsıcı edep örneklerinden "öf" demenin ilahi yasak oluşuna kadar derin bir perspektife uzanıyor. Bir evladın ebeveynine hizmet ederken düştüğü o hüzünlü fark; "onlar sen yaşayasın diye, sen ise onlar ölsün diye hizmet edersin" gerçeği, Demirbağ’ın kendine has üslubuyla aktarılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿✨ Hakkın Ödenemez Bedeli: Peygamber Efendimiz’in (SAV) "Kışın uzun bir gecesinde bir kez emzirmenin karşılığı bile olamaz" buyurduğu o muazzam anne hakkı.✨ Cinayetle Eş Değer Günah: Anne ve babanın kalbini kırmanın, Allah katında büyük günahlardan ve adeta bir cinayetle eş değer tutulmasının sarsıcı hakikati.✨ Annelik: Allah'ın Kulunu Okşama Fiili: Hayvanlarda bile bir mucize olarak tecelli eden şefkat; "Annelik, Allah’ın Rahmân ve Rahîm isimlerinin bir buket halinde bize görünmesidir".✨ "Öf" Bile Deme: Ebeveyn haksız veya cahil olsa dahi; "öf" demenin haram kılınışı ve evladın sabırla imtihan edildiği o ince çizgi.✨ Baba Hakkı ve Dua: Babanın evladından beklediği "adam yerine konulma" ihtiyacı ve babanın bedduasından kaçınmanın ebedi kurtuluş için önemi.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; aile bağlarının koptuğu, saygının şekle indirgendiği bir dünyada, cennetin kapısını "anne ve babanın ayakları altında" arayanlar için bir pusula hükmünde. Sizi, "Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince"nin bu en duygusal ve ibretlik yolculuğuna davet ediyoruz.Gelin, ömrümüzün bereketi olan anne ve babalarımıza dair unuttuğumuz o büyük vefayı Dr. Ömer Demirbağ ile yeniden hatırlayalım.

"Eskilerin Bir Duruşu Vardı" - Sadettin Ökten | Zevk-i Tahattur | B25 27 Apr 2026

Zevki Tahattur’un bu veda bölümünde, Saadettin Ökten hocamızla bir devrin serencamına son kez bakıyor; "bedeli ne olursa olsun ahlaksızlığı savunmayan" o dik duruşlu insanların, Vedat Enişte’nin ve kadim İstanbul’un son hatıralarının izini sürüyoruz.Bu sadece bir final değil; modernitenin yorduğu ruhlarımıza bir nefes, şükürsüzlüğün kol gezdiği bir çağa "muhabbet" ile verilmiş vakur bir cevaptır. Hamdullah Suphi’nin yeğeni Vedat Enişte’nin titiz kaleminden, Tokadizade Şekip’in nüktedan mısralarına uzanan; içinde kedilerin sulhuna bile yer olan geniş bir gönül coğrafyasının hikayesi...🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Eskilerin Sarsılmaz Duruşu: "Ahlaksızlığı asla savunmazlardı." Bedel ödemek pahasına vakarından taviz vermeyen bir neslin ahlak anlayışı.🔸 Bir İstanbul Beyefendisi: Vedat Enişte: Soyağacı Koca Memi Reis’e dayanan, kaligrafisinden zarafetine kadar her haliyle hayata estetik katan bir şahsiyetin portresi.🔸 "Eşeklik" Şiiri ve Nükteler: Tokadizade Şekip’in meşhur hicvi üzerinden, dost meclislerinin o zarif ve düşündüren mizah kültürü.🔸 Şükürsüzlük Kıskacında Modernite: "Her şeyimiz var ama huzurumuz nerede?" Saadettin Ökten’in günümüz insanının içsel sancılarına dair derin tahlilleri.🔸 Cici ve Garip’in Sulhu: Bir evin içinde iki kedinin çizdiği sınırlar ve tabiatın içindeki o sessiz nizamın düşündürdükleri.🔸 Zevki Tahattur’a Veda: 25 bölümlük bir yolculuğun sonunda, "Bunlar bize lazım, bunlar size de lazım" diyerek bırakılan o kıymetli miras.Bu sohbet; bir nakil, bir emanet ve bir hatırlatmadır. Gidenlerin ardından kalan boşluğu hatıraların ziynetiyle doldurmaya çalışanların, hayatı bir "niyaz ve umut" olarak görenlerin ortak sesidir.Bazen bir dostun vasiyeti olan bir şiir, bazen bir aile tarihinin tozlu sayfaları, bazen de bir veda vaktinin buruk ama ümitvar sadası…İnsan, bu hatıraların izini sürdükçe; nezaketin, dik duruşun ve gerçek aidiyetin zamana nasıl meydan okuduğunu, ruhumuzu nasıl şifalandırdığını bir kez daha anlıyor.Gelin; 25 bölümdür sürdürdüğümüz bu kadim yolculuğun nihayetinde, gönüllerde iz bırakan bir veda ile hatıraların zevkine son kez ortak olalım...

Ağaca Çıkan Keçinin Dala Bakan Oğlağı Olur - B240 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 27 Apr 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu derin ve sarsıcı bölümünde; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı hadiselerin gölgesinde, "Evlatlarımızı nasıl kurtaracağız?" sorusuna kadim bir coğrafyadan, Buhara-i Şerif’in manevi ikliminden cevaplar arıyor.Sohbet ilerledikçe, modern dünyada çocuk yetiştirirken düştüğümüz "prens ve prenses muamelesi" tuzağını, iyi niyetle yaptığımız hataların evlatlarımıza nasıl büyük kötülükler olarak döndüğünü tefekkür ediyoruz. Serdar Tuncer, Buhara sokaklarında hala yanmaya devam eden o 800 yıllık ateşin izini sürerken; Şah-ı Nakşibend Hazretleri ve Altın Silsile'nin diğer büyük pirlerinin bıraktığı o eşsiz mirasın, bugün çocuklarımızın kalbine vurulacak en güçlü "maya" olduğunu hatırlatıyor.Videonun kalbinde, çocukların letaiflerini besleyecek, onlara kıvam ve istikamet verecek üç temel formül yatıyor: Mekanların gücü, ebeveynin kendi istikamet muhasebesi ve manevi mekanların çocuk ruhu üzerindeki görünmez ama kalıcı etkisi. "Armut dibine düşer" hakikatinden yola çıkarak; evladını kurtarmak isteyenin önce kendi namazından, ahlakından ve Kur’an ile olan bağından başlaması gerektiğini iliklerimize kadar hissediyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🇰🇿 Ata Yurdundan Selam Var: Buhara-i Şerif’in manevi atmosferi, Altın Silsile'nin yedi piri ve Türkistan’dan esen o kadim muhabbet rüzgarı.🏰 Prens/Prenses Tuzağı: Çocuklarımızı yetiştirirken yaptığımız en büyük pedagojik hata ve bu hatanın şahsiyet üzerindeki yıkıcı etkileri.🏺 Gönül Mayası: Mekanların dili vardır. Çocuklarımızı neden manevi havası olan köylere, şehirlere ve türbelere götürmeliyiz?⚖️ Önce Kendi İstikametin: Evladını kurtarmak isteyen anne ve babanın kendi hayatındaki dürüstlük, namaz ve ahlak imtihanı.Serdar Tuncer’in Buhara seyahati dönüşü paylaştığı bu samimi hasbihal; bizi sadece bir çocuk eğitimi dersine değil, özümüze, mayamıza ve silsilemize sadakat göstermeye davet ediyor. Unutmayın, yeryüzünü saracak olan o büyük muhabbet yangını, önce sizin kalbinizde tutuşacak olan o küçük kıvılcımla başlar.Gelin, bu muhabbet sofrasında "sonsuzluk kervanına" bir adım daha yaklaşalım ve evlatlarımızın geleceğini o sağlam manevi temeller üzerine yeniden inşa etmenin yolunu bulalım...

Savaşın Kazananı Kim? - Savaş Şafak Barkçin | Bi' De Buradan Bak | B66 27 Apr 2026

Savaş Şafak Barkçin, “Bi’ De Buradan Bak” programının bu bölümünde, küresel olayları sadece yüzeysel haberlerle değil; devletlerin karakterleri, hedefleri ve yapısal zaafları üzerinden derinlemesine analiz ediyor. Amerika’nın Vietnam travmasından miras kalan yeni savaş stratejilerinden Hürmüz Boğazı'nın dünya ekonomisi üzerindeki hayati önemine kadar pek çok kritik konuyu masaya yatırıyor.Programda, İsrail'in uzun vadeli planlarından Çin'in Pasifik'teki hamlelerine, Türkiye'nin son 30 yıldaki bağımsızlık mücadelesinden modern sömürgecilik kavramına kadar geniş bir perspektif sunuluyor. Barkçin, izleyicileri olayların "yukarısına" çıkarak coğrafya ve tarih bilinciyle bugünü okumaya davet ediyor.🔻 Öne Çıkan Başlıklar 🔻🚀 Modern Savaş ve Hava Hakimiyeti: Amerika'nın Vietnam Savaşı'nda yaşadığı büyük travmanın ardından kara savaşlarından kaçınarak neden hava kuvvetlerine ve tahrip gücü yüksek teknolojilere yöneldiği detaylandırılıyor.⚓ Hürmüz Boğazı'nın Kritik Rolü: Dünya petrol ve doğalgaz ihtiyacının beşte birini karşılayan bu stratejik boğazın kapatılma riskinin küresel enerji güvenliği üzerindeki etkisi ele alınıyor.🌏 Küresel Satranç ve Çin Faktörü: Ortadoğu'daki gerilimlerin Çin'in Pasifik'teki ve Tayvan üzerindeki hareket alanını nasıl genişlettiği ve büyük güçlerin dikkat dağınıklığının stratejik sonuçları analiz ediliyor.🏛️ Modern Sömürgecilik ve Devlet Yapıları: Japonya ve Güney Kore gibi ülkelerin yönetimsel olarak "modern sömürge" yapısı içinde oldukları iddiası ve Türkiye'nin bu tahakkümden kurtulma süreci tartışılıyor.💰 Savaşın Maddi Yüzü ve İdeolojiler: Devletlerin büyük ideolojik söylemlerinin ardındaki asıl gerçeğin "para ve ayakta kalma" mücadelesi olduğu, savaşın her şeyden önce bir finans yönetimi işi olduğu vurgulanıyor.🎥 Daha fazlası videomuzda...Gelin, Beraber Yürüyelim...

Şeyh Galib’in Hüzünlü Hikayesi - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B76 21 Apr 2026

Dr. Ömer Demirbağ, "Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince" programının bu bölümünde; 18. yüzyıl Divan edebiyatının rakipsiz dehası, "kendisiyle başlayıp kendisiyle biten bir ekol" olan Şeyh Galib’in esrarengiz hayatını ve ruh dünyasını mercek altına alıyor. Programda, Galata Mevlevihanesi’nin "Pamuk Şeyh"i olarak anılan Galip Dede’nin, 41 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı devasa mirası ve trajik sonu işleniyor.Sohbet, Mevlevilikteki zikir sırrından saraydaki fiyakalı hayata, Şeyh Galib'in vefatını önceden haber veren sezgilerinden Rus şair Puşkin ile olan şaşırtıcı kader ortaklığına kadar uzanıyor. Bir sanatkârın "ölüm ihtimalini" mısralarına nasıl nakşettiği ve kelimelerin sustuğu yerdeki derin hüzün gönül diliyle aktarılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿✨ Mevlevilikte Zikir Sırrı: Mevlânâ’nın Şems ile karşılaşmasıyla değişen zikir usulü ve semadaki hareketin açık, zikrin ise gizli (kalbi) oluşunun ardındaki mana.✨ Sarayın "Pamuk Şeyh"i: Sultan III. Selim’in ve tüm saray erkanının müridi olduğu Şeyh Galib’in, göz alıcı şıklığı ve bu durumun batın aleminde yol açtığı tartışmalı tahribat.✨ Puşkin ve Şeyh Galib: Kaderin İmzası: Kendi romanında kurguladığı düelloda ölen Puşkin ile vefatını şiirlerinde bir "ihtimal" olarak haber veren Galib Dede arasındaki ürpertici benzerlik.✨ Bir İhtimal Daha Var: "Söyle canım ne dersin?" mısralarının ötesindeki gerçek; Şeyh Galib’in imkansız aşkı, tükenişi ve 41 yaşında sabah namazına kalkamayarak veda edişi.✨ Esrar Dede’nin Vedası: En yakın tarikat arkadaşının 36 yaşındaki ölümüyle sarsılan ve bu acıya dayanamayarak dünyadan elini eteğini çeken dahi şairin hüzünlü sonu.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; tasavvufun estetikle, dehanın hüzünle buluştuğu o ince çizgide yürümek isteyenler için bir rehber. Sizi, Türk edebiyatının son büyük kalesi Şeyh Galib’in "Dil hayret-i gamla lâl kaldı" dediği o gizemli ve zarif dünyayı keşfetmeye davet ediyoruz.Gelin, Şeyh Galib’in hayata ve ölüme dair bıraktığı o eşsiz "arz-ı halleri" beraber okuyalım.

Aynı Evin İçinde Birbirine Yabancılaşmak | Kafamda Dijital Sorular | B13 21 Apr 2026

Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, sanal bir bebeği yaşatmak uğruna kendi evladını ihmal edenlerin trajedisinden yola çıkarak; ekranların hayatımızı, irademizi ve aile bağlarımızı nasıl kuşattığını masaya yatırıyoruz."Telefonun bir suçu yok" diyerek sorumluluğu aynadaki kendimize çeviriyoruz. Dijital dünyanın bir "kapısının" kalmadığı, işin eve, evin işe karıştığı bu sınırsız çağda; siber zorbalığın yatak odalarımıza kadar nasıl sızdığını ve çocuklarımızı bu görünmez tehlikelere karşı nasıl koruyabileceğimizi tartışıyoruz.Ekran karşısında pasif bir izleyici olmaktan çıkıp, "hayır terapisiyle" iyiliğin peşinde koşan, kitapçıda kaybolmanın lezzetini bilen ve aile içinde küçük ama sağlam "erdem adacıkları" kuran bireyler olmanın yollarını arıyoruz. Bu sohbet; irademizi bir yazılıma teslim etmek yerine, hayatın dizginlerini yeniden elimize almamız için bir çağrı niteliği taşıyor.Hazırsanız, dijital gürültüyü bir kenara bırakalım ve birbirimizin gözlerinin içine bakabildiğimiz o gerçek dünyaya geri dönelim.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Çocuklarımızın binlerce fotoğrafı var ama onlara ayıracak vaktimiz yok mu?01:14 Güney Kore örneği: Sanal bebeği yaşatırken gerçek bebeğini aç bırakanlar02:35 Ekran bağımlılığı ve bencillik: "Aletin günahı yoktur, insan kullanır"03:55 Kapı metaforu ve silinen sınırlar: Dijital dünya mahremiyeti nasıl bitirdi?05:22 Siber zorbalık tehlikesi: Çocuğunuz evinde gerçekten güvende mi?07:05 Ergenlik krizi ve dijital kaçış: Çocuklar neden sanal dünyayı tercih ediyor?08:40 Ebeveyn aynası: Çocuklar nasihati değil, sizin ekranla ilişkinizi kopyalar10:15 Kaydırmak (Scroll) vs. Keşfetmek: Kitapçıda kaybolmanın iyileştirici gücü11:55 En etkili terapi: İyilik yapmak ve başkasına faydalı olmanın neşesi13:10 Sosyoterapi örneği: Zanzibar'da bir yetimhanede değişen hayatlar14:50 Aile adacıkları kurmak: Kaosun ortasında bir erdem adası olabilmek15:35 Kapanış – Bir tebessümle dünyayı düzeltmeye kendimizden başlamak👥 Konuşmacılar:• Prof. Dr. Kemal Sayar• Prof. Dr. K. Nevzat Tarhan• Prof. Dr. Sadettin Ökten• Prof. Dr. Ömer Türker• Prof. Dr. Mehmet Gökşin Karaman• Doç. Dr. Ahmet Murat Özel• Dr. Savaş Ş. Barkçin• Dr. Mustafa Merter🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; veri yığınları ve algoritmalar karşısında insanın kalbini ve aklını koruma çabasını odağa alan bir seri.Bu bölümde, teknolojinin bizi sürüklemesine izin vermeden, durup düşünerek kontrolü ele alma yollarını birlikte arıyoruz.Gelin, birlikte düşünelim.

Veysel Karanî’den Her Müslümanın Duyması Gereken 7 Nasihat - B239 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 21 Apr 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu gönül aydınlatan bölümünde; modern insanın bitmek bilmeyen arayışlarını, Yemen semalarından gelen kadim bir hakikatle, "Görmeden Sevenlerin Sultanı" Veysel Karani Hazretleri’nin hikmetiyle mütalaa ediyor.Sohbet ilerledikçe, hayatın keşmekeşi içinde kaybolan ruhumuza adeta bir pusula uzatılıyor. Veysel Karani’nin o sarsıcı "7 şey aradım, 7 yerde buldum" tespiti; huzuru yanlış kapılarda, zenginliği yanlış kasalarda arayan bizlere, asıl menzilin neresi olduğunu yeniden hatırlatıyor. Hz. Ömer ve Hz. Ali’nin (r.anhum), Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) emaneti olan hırka-i saadeti teslim etmek için yollara düştüğü o büyük teslimiyet ve aşk iklimine konuk oluyoruz.Veysel Karani’nin "Üç gün boyunca seccadesinden kalkmadan ettiği o meşhur dua" ve "Allah’ım, bu benim rızkımdır, açlıktan ölenlerin rızkından beni mesul tutma" yakarışındaki o devasa sorumluluk bilincini dinlerken; bugünkü bencilliklerimizin ve doymak bilmeyen nefislerimizin bir muhasebesini yapıyoruz. Nuri Pakdil’den Paris kafelerine, seccade başındaki bir dervişin sessiz çığlığından modern dünyanın gürültüsüne uzanan bu sohbet, kalbimizi asıl sahibine yöneltmeye davet ediyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎙️ "7 Şey Aradım, 7Yerde Buldum": Veysel Karani Hazretleri’nin zenginlikten huzura, rahatlıktan şerefe kadar aradığı 7büyük hakikat ve bunları bulduğu şaşırtıcı makamlar.🧥 Emanet ve Teslimiyet: Efendimiz’in (s.a.v.) hırkasının ulaştığı o büyük zat: Üveys el-Karani. Hz. Ömer ve Hz. Ali ile gerçekleşen o tarihi buluşmanın perde arkası.🤲 Mesuliyet Bilinci: "Açlıktan ölenlerden beni mesul tutma" diyen bir gönül sultanının, insanlığın yükünü omuzlayan duası ve Nuri Pakdil’in kaleminden dökülen o eşsiz vefa.Serdar Tuncer’in samimi üslubuyla harmanlanan bu sohbet; bizi kendimizle, niyetimizle ve arayışlarımızla yüzleşmeye çağırıyor. Unutmayın, aradığımız şey ancak doğru yerde olduğumuzda karşımıza çıkacaktır.Gelin, bu muhabbet sofrasında Veysel Karani’nin izini sürerek, dünyanın geçici telaşından sıyrılıp "En Sevgili"ye giden o ince yolu yeniden keşfedelim...

Aşkın Ötesinde Ne Var? - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B75 13 Apr 2026

Dr. Ömer Demirbağ, "Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince" programının bu bölümünde; Türk edebiyatının ve tasavvuf düşüncesinin zirve ismi, "aklı yerlerde süründürüp aşkın üstüne çıkan" büyük deha Şeyh Galib’i ve onun ölümsüz eseri Hüsn ü Aşk’ı mercek altına alıyor. Programda, Galip Dede’nin şiiri bir şeyi anlatmak için değil, aksine "anlatmamak ve saklamak" için bir perde olarak kullanmasındaki o muazzam gizem ele alınıyor.Sohbet, bir müridin ilahi vuslata giden zorlu yolculuğundan, beşeri aşkın nasıl bir imtihana dönüştüğüne ve nihayetinde sevgilinin "mim" olan ağzındaki o derin sükuta kadar uzanıyor. Şeyh Galib’in neden 26 yaşında bu devasa eseri kaleme aldığı, tasavvufun "ikilik nazarından kurtulma" hakikatini nasıl eşsiz bir estetikle sunduğu gönül diliyle aktarılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿✨ Aklın Bittiği Yer: "Aklın olduğu yerde aşk olmaz" diyen Şeyh Galib’in, akıl gemisini yakıp aşk denizine nasıl daldığı ve "aklın üstüne çıkmanın" ne anlama geldiği.✨ Şiir ve Sezdirmek: Düz yazının aksine, şiirin hakikati saklamak ve sadece ehline sezdirmek için söylendiği bir üslubun incelikleri.✨ Hüsn ü Aşk: Bir Yolculuk Destanı: Bir müridin binbir meşakkatle kalp kalesine gidişi; "ateş denizini mumdan gemilerle geçmek" metaforunun ruhani karşılığı.✨ İkilik Nazarından Kurtulmak: Çekilen tüm ıstırapların kaynağı olan "sen ve o" ayrımının, vuslat anında nasıl tek bir hakikate dönüştüğü.✨ Sükut Etme Nazlı Yar: Sevgilinin sustuğu, "mim" sırrına erdiği o eşsiz an; Şeyh Galib’in bizi mecnun eden o derin sessizliği.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; kelimelerin bittiği yerde sükutu, sükutun bittiği yerde ise ilahi hakikati arayanlara; "sen yarini bir haber mi sandın" nidasıyla sarsılmak isteyenlere bir davet niteliğinde. Sizi, Şeyh Galib’in o sırlarla dolu, boynu bükük ama vakur dünyasını keşfetmeye davet ediyoruz.Gelin, Şeyh Galib’in "ikilik nazarı sendeydi, o yüzden bu kadar ıstırap çektin" dediği o derin vuslat noktasında, edebiyatın ve tasavvufun en zarif hakikatlerini beraber soluyalım.

70 Yıllık Çekiç ve Bir Dua - Sadettin Ökten | Zevk-i Tahattur | B24 13 Apr 2026

Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, "muhabbet" kavramının ruhumuza dokunan derinliklerinden geçerek, ömrünü ilme, musikiye ve zarafete adamış bir İstanbul beyefendisinin, Ali Rıza Sağman Bey’in aziz hatırasına misafir oluyoruz.Sadece bilgiyle değil, büyük bir "zevk ve iman" ile yoğrulmuş bir ömür... Atikali’deki ahşap bir evden İmam Hatip mekteplerinin ilk harcına, İsveç malı bir çekiçten Stefan Zweig’a verilen vakur bir cevaba uzanan, medeniyetimizin inceliklerle örülü bir portresi.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Muhabbet Bir Nasiptir: "Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl" sırrıyla, bilginin ötesine geçip zevk ve iman adamı olabilmenin incelikleri.🔸 Stefan Zweig’a Reddiye: Batılı bir yazarın Fatih Sultan Mehmet hakkındaki yanılgısına, bir İstanbul hukukçusunun 70 yıl önceden verdiği ilmi ve tarihi ders.🔸 Karnedeki Dua: 11 yaşındaki bir çocuğun karnesine yazılan o naif dörtlük: "Muinimiz Allah’tır bizim..." Bir çocuğun dünyasına dokunmanın zarafeti.🔸 70 Yıllık Emanet: Ali Rıza Sağman’ın küçük Saadettin’e hediye ettiği İsveç malı çekiç ve bir ömür saklanan vefalı hatıralar.🔸 İmam Hatiplerin İlk Günleri: Vefa’daki ahşap binada, imkansızlıklar içinde filizlenen bir neslin ve o nesle kol kanat geren isimsiz kahramanların hikayesi.Bu sohbet; bir hukukçunun, bir şairin ve bir müzisyenin şahsında, eski İstanbul’un o çok yönlü, "hezârfen" insan tipini yeniden hatırlatıyor. Bilgiyi sadece kitaplarda değil, hayatın her anında bir "zevk" olarak yaşayanların dünyasına açılan bir kapı...Bazen bir dost hediyesi olan küçük bir aletin kadri, bazen bir ilkokul karnesine düşülen hayır duası, bazen de bir tarih iftirasına karşı yükselen vakur bir itiraz…İnsan, Ali Rıza Sağman gibi şahsiyetlerin izini sürdükçe; nezaketin, dik duruşun ve gerçek muhabbetin zamana nasıl meydan okuduğunu bir kez daha anlıyor.Gelin; kadim bir kültürün, sönmeyen bir şevkin ve bitmeyen bir vefanın izinde birlikte yürüyelim.

İran Savaşında Ne Oluyor? - Savaş Şafak Barkçin | Bi' De Buradan Bak | B65 13 Apr 2026

Savaş Şafak Barkçin, “Bi’ De Buradan Bak” programının bu bölümünde İran-İsrail gerilimi üzerinden modern savaş stratejilerini, küresel fay hatlarını ve Türkiye’nin bu denklemdeki kritik konumunu ele alıyor. Hava sahası kontrolünün bir devlet için ne anlama geldiğini, ABD ve İsrail’in yeni nesil savaş teknolojilerini ve Hürmüz Boğazı üzerinden şekillenen küresel ekonomik tehditleri detaylandırıyor.Program, sadece bölgesel bir çatışmayı değil; enerji yollarından gıda güvenliğine, nükleer enerjinin zorunluluğundan Batı demokrasisinin çöküşüne kadar geniş bir perspektif sunuyor. Barkçin, izleyicileri gündemin yüzeysel gürültüsünden kurtulmaya davet ederek, stratejik akıl ve bilgiyle olayları okumanın, savunma sanayiinde tam bağımsızlığın ve toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekiyor.🔻 Öne Çıkan Başlıklar 🔻🚀 Hava Sahası ve Egemenlik: Bir ülkenin hava sahasını savunamamasının stratejik sonuçları ve İran’ın hava savunma sistemlerinin mevcut durumu üzerine çarpıcı analizler paylaşılıyor.⚓ Hürmüz Boğazı ve Ekonomik Savaş: Hürmüz Boğazı’nın kapatılma ihtimalinin dünya petrol ve gübre fiyatları üzerindeki yıkıcı etkisi ile bunun mutfağımıza nasıl yansıyacağı ele alınıyor.🤖 Modern Savaşın Yeni Yüzü: Makineler: ABD’nin karadan işgal yerine neden artık insansız teknolojileri ve yapay zekayı tercih ettiği, askeri stratejilerin nasıl dönüştüğü açıklanıyor.⚡ Nükleer Enerji ve Türkiye: Türkiye için nükleer enerjinin bir tercih değil, milli güvenlik ve enerji bağımsızlığı için neden bir zorunluluk olduğu vurgulanıyor.🌍 3. Dünya Savaşı ve Küresel Fay Hatları: Bölgesel çatışmaların aslında büyük bir küresel hesaplaşmanın parçası olduğu, "yan fay hatlarından" "ana fay hatlarına" geçiş süreci değerlendiriliyor.🎥 Daha fazlası videomuzda...Gelin, Beraber Yürüyelim...

Allah Bize Nasip Ettiğini Size de Nasip Etsin - Altay Cem Meriç | Bildiğin Gibi Değil | B24 13 Apr 2026

Bu bölümde Altay Cem Meriç, kendi hayatından yola çıkarak yaşadığı bir arayış sürecini anlatıyor.Anlatı; geçmişte bulunduğu düşünce dünyasından başlayıp zamanla yaşadığı değişim ve fark edişlere doğru ilerliyor.Söz; teorik tartışmalardan çok, doğrudan yaşanmışlıklar üzerinden akıyor.İnsanın kendi içinde yaşadığı sorgulamalar, boşluk hissi ve anlam arayışı; kişisel tecrübelerle birlikte ele alınıyor.Anlatı ilerledikçe mesele, bilmekten çok yaşamak ve yönelmek noktasına bağlanıyor.Bu bölümde;– Geçmişte savunulan düşünceler,– Yapılan tartışmalar,– Ve sonrasında gelen içsel değişimsakin bir dille ortaya konuluyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:✨ Kişisel bir arayış süreci ve yaşanmış tecrübeler🤲 İnanç üzerine yapılan sorgulamaların bireysel karşılığı🌿 Hayatın anlamına dair oluşan boşluk hissi💭 Tartışmalardan çok, yaşanmışlığın belirleyici olması🕯️ İçsel dönüşümün adım adım ilerleyişi🌙 İnsanın kendi içinde verdiği sessiz mücadeleAltay Cem Meriç’in doğrudan ve sade anlatımıyla şekillenen bu bölüm;bir fikri savunmaktan çok, bir süreci anlatıyor.Dinleyeni yönlendirmiyor, sadece yaşananları olduğu gibi aktarıyor.Dinlerken şu düşünce öne çıkıyor:“İnsan bazen bildikleriyle değil, yaşadıklarıyla değişir.”📌 Bu bölüm; anlatılanları tartışmak yerine anlamaya çalışan ve kendi iç dünyasına dönüp bakmak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...

Altın Kafesteki "Pamuk Şeyh" - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B24 13 Apr 2026

Dr. Ömer Demirbağ, "Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince" programının bu bölümünde; Türk edebiyatının zirve ismi, "ateş denizini mumdan gemilerle geçen" büyük deha Şeyh Galip’in sarsıcı hayat hikayesini ve derin ruh dünyasını ele alıyor. Programda, Galip Dede’nin sadece 42 yıla sığdırdığı devasa mirası, III. Selim ile olan sıra dışı dostluğu ve tasavvuf yolundaki 1001 günlük çilesi mercek altına alınıyor.Sohbet, bir sanatkârın kendi çağıyla olan çatışmasından, saraydaki "altın kafes" hayatına ve nihayetinde babasının dilinden dökülen o yürek yakan vedaya kadar uzanıyor. Şeyh Galip’in neden "kendisiyle başlayıp kendisiyle biten" bir ekol olduğu, şiirindeki imajların derinliği ve modern psikolojinin "entelektüel kriz" dediği halleri yüzyıllar öncesinden nasıl yaşadığı gönül diliyle aktarılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿✨ Edebiyatın Üç Büyük Sütunu: Fuzuli ve Yunus Emre ile birlikte Türk dilinin ve irfanının sacayaklarından biri olan Şeyh Galip’i tanımadan neden eksik kalırız?✨ 1001 Günlük Sessizlik: Galip Dede’nin Mevlevi çilesi sırasında neden üç yıl boyunca tek bir mısra bile yazmadığı ve bu sessizliğin arkasındaki büyük mana.✨ Padişahın Dizine Kapandığı Şeyh: Cihan padişahı III. Selim’in, henüz 26 yaşındaki bu genç dahiye duyduğu derin hürmet ve aralarındaki eşsiz dostluğun hikayesi.✨ Hüsn-ü Aşk: Bir Yolculuk Destanı: "Ateş denizini mumdan gemilerle geçmek" ne demektir? Galip’in imkansızı başardığı o muazzam eserin sırları.✨ Siyah Sakala Beyaz Kefen: 42 yaşında gelen zamansız vedanın babası Reşit Efendi’de bıraktığı derin sızı ve cenazesindeki o meşhur, sarsıcı feryat.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; kelimelerin yetmediği yerde sükutu, sükutun bittiği yerde şiiri arayanlara; saray şatafatı içinde derviş kalabilen bir gönül adamının izini sürmek isteyenlere bir davet niteliğinde. Sizi, Türk edebiyatının bu "pamuk kalpli" dahi şairinin sırlarla dolu dünyasını keşfetmeye davet ediyoruz.Gelin, Şeyh Galip’in "Dil hayret-i gamla lâl kaldı" dediği o derinlikte, edebiyatın ve tasavvufun en zarif mısralarını beraber soluyalım.

Çocuğunuzu İnternet Büyütmesin! | Kafamda Dijital Sorular | B12 13 Apr 2026

Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, yapay zekanın durmadan bir becerimizi daha çaldığı bu çağda, "insan" olarak nerede durduğumuzu Theseus’un Gemisi paradoksu üzerinden masaya yatırıyoruz.Ekranı kapatıp uçak moduna geçemeyeceğimiz bir dünyada, teknolojiyi vahşi bir at gibi nasıl terbiye edebileceğimizi tartışıyoruz. Bu sohbet; dijital selin önünde durmak yerine bir kütüğe tutunup yönümüzü bulmaktan, hiçbir duygusu olmayan yazılımlarla dertleşecek kadar yalnızlaştığımız gerçeğine kadar geniş bir perspektif sunuyor.Dopamin bağımlılığının beynimizi nasıl zehirlediğinden, Afrika'da zor şartlarda hizmet eden insanların bulduğu büyük ve gerçek hazza uzanan yolda kalbimizi nasıl diri tutacağımızı arıyoruz. "İçinde ne zaman öleceğimizin yazdığı bir zarfı" açmaktan korkarken, kapasitelerini aşan dijital içerikleri çocuklarımızın önüne nasıl pervasızca koyduğumuzu sorguluyoruz.Hazırsanız, hissiyatımıza bir reset atalım ve insanlığın kodlarını yeniden hatırlayalım.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Teknolojiyi vahşi bir at gibi terbiye etmek00:59 Theseus'un Gemisi – Yapay zeka çağında "insan" nerede?02:04 Dijital Sele Direnmek – Eski reçeteler neden artık işe yaramıyor?03:11 Yeni Denizin Balıkları – Sanal dünyaya iyi ürünler bırakmak04:22 Yalnızlığımız – Duygusuz bir yazılımla dertleşmek04:50 Manevi Donanım – Kabe'yi ekrandan izlerken ağlayan anneler05:39 Şahit ve Meşhut İlişkisi – Ekran karşısında "haya" ahlakı06:50 Dopamin vs. Gerçek Haz – İdeal uğruna hizmet etmenin neşesi08:24 Beyin Kimyası – Bağımlılık 6 haftada nasıl kişiliğe dönüşüyor?10:28 Zaman Yönetimi – 15 dakikamızı çalanlara neden itiraz edemiyoruz?11:41 Çocuklar ve Ekran – Sıkılmak neden faydalıdır ve alternatifi nedir?14:27 Ölüm Zarfı Metaforu – Ergenleri taşıyamayacakları içeriklerle baş başa bırakmak15:47 Kapanış – Farkındalık ve rehberlik arayışı👥 Konuşmacılar:• Prof. Dr. Kemal Sayar• Prof. Dr. K. Nevzat Tarhan• Prof. Dr. Sadettin Ökten• Prof. Dr. Mehmet Görmez• Prof. Dr. Erol Göka• Prof. Dr. Ömer Türker• Prof. Dr. Mehmet Gökşin Karaman• Doç. Dr. Ahmet Murat Özel• Dr. Mustafa Merter🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; veri yığınları ve algoritmalar karşısında insanın kalbini ve aklını koruma çabasını odağa alan bir seri.Bu bölümde, teknolojinin bizi sürüklemesine izin vermeden, durup düşünerek kontrolü ele alma yollarını birlikte arıyoruz. Gelin, birlikte düşünelim.

Yüzünü Gördü İman Etti - B238 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 13 Apr 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu sarsıcı bölümünde; modern dünyanın nezaket ve dürüstlük krizini, Medine semalarından gelen kadim bir hakikatle, Abdullah bin Selam (r.a.) hazretlerinin Müslüman oluş hikayesiyle mütalaa ediyor.Sohbet ilerledikçe, "Geleceğim" deyip gelmeyen, "Vereceğim" deyip vermeyen, yani sözünü "küçük bir mesele" görerek çiğneyenlerin, farkında olmadan mahşer meydanındaki kimlik kartlarını nasıl lekelediklerine şahitlik ediyoruz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) "Müslüman cimri olabilir, korkak olabilir ama asla yalan söylemez" buyruğu, bugün hayatımızın her alanında kaybettiğimiz o büyük "itibar" ölçüsünü yeniden hatırlatıyor.Yahudi alimi Husayn bin Selam’ın, Allah Resulü’nü görür görmez "Bu yüz asla yalan söylemez!" diyerek teslim oluşundaki o büyük feraseti dinlerken; doğruluğun sadece dilde değil, bir insanın simasında nasıl bir nur ve mühür haline geldiğini iliklerimize kadar hissediyoruz. Şakacıktan söylenen yalanların, tutulmayan küçük sözlerin kalbi nasıl kararttığını ve insanı büyük günahların kucağına nasıl kolayca ittiğini Serdar Tuncer’in samimi üslubuyla tefekkür ediyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎙️ "Bu Yüz Yalan Söylemez": Abdullah bin Selam’ın (r.a.) Müslüman olma hikayesi ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) simasındaki o eşsiz doğruluk mührü.🤝 Söz Namustur: Verilen sözün büyüklüğü küçüklüğü olmaz. "Yarın gelirim" deyip gelmemenin şahsiyette açtığı onulmaz yaralar.🚫 Yalan ve Şahsiyet: Efendimiz’in (s.a.v.) "Müslüman yalan söylemez" ikazı... Yalanın neden sadece bir günah değil, bir karakter meselesi olduğu.Serdar Tuncer’in gönül telimize dokunan bu sohbeti; bizi sözümüzle, özümüzle ve yüzümüzle bir dürüstlük muhasebesine davet ediyor. Unutmayın, mahşer meydanında birbirimizi yüzümüzdeki o "doğruluk renginden" tanıyacağız.Gelin, bu muhabbet sofrasında "El-Emin" olanın ümmeti olmanın vakarını ve sözünde durmanın soylu duruşunu yeniden kuşanalım...

İman Yiğitlik İşidir - Altay Cem Meriç | Bildiğin Gibi Değil | B23 13 Apr 2026

Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; teorik rasyonalite tartışmalarının ötesine geçilerek samimi bir otobiyografik tecrübe paylaşılıyor. Altay Cem Meriç, kendi apateizm ve ateizm dönemlerinden İslam'a uzanan o sancılı ve öğretici yolculuğunu anlatıyor.Bu bölümde mesele; sadece "İslam nasıl ispatlanır?" sorusuna cevap vermek değil, "İman nedir ve insana nasıl lütfedilir?" gerçeğini yaşanmışlıklar üzerinden ifşa etmektir. Lise ve üniversite yıllarındaki inançsızlık dönemi, otobüs camında bulutları izlerken hissedilen hayatın boşluğu, namaz kılmayı sıfırdan öğrenişi ve ateist forumlarda dindarları "sokratik diyaloglarla" köşeye sıkıştırdığı o kibirli günlerin muhasebesi yapılıyor. Aynı zamanda ebeveynlere, inanç sorgulaması yaşayan gençlerle nasıl iletişim kurulması gerektiğine dair kritik psikolojik tahliller sunuluyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:📜 İman Bir Lütf-u İlahidir: İmanın hak edilen bir şey değil, Allah'ın bir lütfu olduğu ve %100 ikna olmayı beklemeden %51 ile "içeri girip" tecrübe etmenin önemi.🧠 Ateizmden Hidayete Geçiş: Seküler bir liseden Konya'daki üniversite yıllarına uzanan serüvende; alkol, apateizm ve hayatın anlamsızlığından kurtuluş arayışı.🛡️ Dini Tartışmalardaki İtici Hatalar: Dindarların ateistlere karşı cevap veremediklerinde başvurdukları "Sen inanmak istemiyorsun" kibrinin ne kadar itici olduğu.⚙️ Ailelere Kılavuz (Ego Savaşları): Çocuğu dinden çıkan ailelerin bu durumu bir "bilek güreşi" ve "zafer kazanma hırsına" dönüştürmesinin yanlışlığı; sevgi ve şefkatin gücü.🚀 İyilik Yapmanın İmana Etkisi: Alaeddin Tepesi'nde peçete satan bir çocuğa yemek ısmarlamanın kalpte açtığı nur ve cahiliye döneminde yapılan hayırların imana kapı aralaması.⚖️ Nefis Terbiyesinin Zorlukları: Yeni Müslüman olmanın getirdiği radikal kararlar, oruç tutmamak için uydurulan dini kılıflar ve Mü'minun Suresi'nin ilk 10 ayetiyle mutedil bir hayata geçiş.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: İnanç sorgulaması yaşayan bir genci kazanmanın yolu onunla teorik bir tartışmada zafer elde etmek midir, yoksa şefkatli bir ebeveyn olarak sevgiyle arkasında durmak mı?Gelin, beraber yeniden düşünelim...

"Cenneti Ne Yapayım, O da Yaratılmış" - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B73 30 Mar 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; Dede Ömer Ruşeni’nin derin hikmetler barındıran manzumesini şerh etmeye devam ediyor. Programda, varlığın özü olan "aşk" ve kalbin tek gıdası olan "zikir" kavramları, tasavvufi bir derinlikle ele alınıyor. "Seven kimdir, sevilen kimdir?" sorusuna verilen cevaplarla, insanın bir avuç topraktan ibaret olan maddi varlığının, içine zerk edilen ilahi aşkla nasıl paha biçilemez bir sanat eserine dönüştüğü gözler önüne seriliyor.Sohbet, zikrin sadece bir kelime tekrarı değil, kalbin mutmain olacağı yegane liman olduğunu vurguluyor. Bir gencin kara sevdasını ilahi aşka dönüştüren o sarsıcı hikaye eşliğinde, Allah demenin kainattaki en büyük yankı olduğu gönül diliyle aktarılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿✨ Kalbin Gıdası Nedir?: Nasıl ki mide yemekle, ciğer havayla yaşıyorsa; kalp de ancak "zikir" ile doyar ve sahibini anmakla hayat bulur.✨ Zikirden Uzak Kalbin Çırpınışı: Zikrullah’tan mahrum kalan bir kalbin, kendini avutmak için icat ettiği sahte mabutlar ve saplantılı meşgaleler.✨ Bir Avuç Toprağın İzzeti: Meleklerin nurdan, cinlerin dumandan, insanın ise topraktan yaratılmasına rağmen; "aşk" kadehinin en sarhoş edici tortusunun neden sadece insana nasip edildiği.✨ 9 Dolarlık Malzemeden Doğan Sanat: Maddi elementleri toplasanız birkaç dolar etmeyen insanın, ilahi tecellilerle nasıl paha biçilemez bir "eşref-i mahlukat" haline geldiği.✨ Elazizli Gencin Hikayesi: Sabaha kadar "Ayşe" dese duyulmayacak bir feryadın, bir kez "Allah" deyince nasıl bir hidayet ve aşk yolculuğuna dönüştüğü.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; kendi varlığının hakikatini merak edenlere, kalbi daralanlara ve bir avuç toprağın içine gizlenmiş o sonsuz aşkı arayanlara manevi bir rehber niteliğinde. Sizi, meleklerin bile gıpta ettiği o "insan" olma sırrını keşfetmeye davet ediyoruz.Gelin, kainatın özü olan aşkı ve kalbin dinmeyecek susuzluğunu dindiren zikrin sırlarını beraber dinleyelim.

Nimetullah Efendi ve Çalınan Kuzu - B237 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 30 Mar 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu derinlikli bölümünde, haramdan kaçmanın ve helal lokmanın insan ruhu üzerindeki sarsıcı etkisini, gönül dünyamızı inşa eden o kadim kıssalarla bir kez daha hatırlatıyor.Sohbet ilerledikçe, Şahruh Mirza ve Nimetullah Efendi arasında geçen, akıllara durgunluk veren "çalınan kuzu" kıssasıyla sarsılırken; bir kulun haramdan kaçma gayretinin, ilahi bir muhafaza zırhına nasıl dönüştüğüne şahitlik ediyoruz. "Bize haram olan, sana nasıl helal olur?" sorusunun cevabında gizli olan o ince hikmet, bugün modern dünyanın karmaşasında yitirdiğimiz "takva" ölçüsünü yeniden gözler önüne seriyor.Gündüz meşguliyetlerimizin gece ibadetlerimize nasıl sirayet ettiğini, yediğimiz bir lokmanın kırk gün boyunca kalbimize nasıl tesir ettiğini dinlerken; kulluğun sadece seccade başında değil, pazar yerinde, mutfakta ve hayatın her anında başladığını bir kez daha idrak ediyoruz. Harama karşı gösterilen o soylu direncin, insanı meleklerin bile gıpta edeceği bir makama nasıl taşıdığını Serdar Tuncer’in kendine has ve samimi üslubuyla mütalaa ediyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎙️ Haramdan Kaçanı Allah Korur: "Sen bildiğin haramlardan kaçarsan, Allah seni bilmediklerinden muhafaza eder" sırrı ve takvanın koruyucu kalesi.🐏 Nimetullah Efendi ve Çalınan Kuzu: Şahruh Mirza’nın sofrasında yaşanan o mucizevi hadise... Haramın içinde helali bulmanın ve haramdan kaçan bir gönlün feraseti.🌙 Gece İbadetinin Şifresi: Gündüz günah işlemeyenlerin gece namazına kaldırıldığı o kutlu kaide. Neden ibadetlerden lezzet alamıyoruz?🍽️ Lokma ve Ruh: Mideye inen her lokmanın ibadet şevki üzerindeki belirleyici rolü ve haramın kalbi karartan perde oluşu.Serdar Tuncer’in samimi dokunuşlarıyla şekillenen bu sohbet; bizi kendi iç dünyamızda bir lokma ve niyet muhasebesine çekerken, haramdan hicret etmenin gerçek hürriyet olduğunu gösteriyor.Gelin, bu muhabbet sofrasında gönüllerimizi helalin nuru ve takvanın huzuruyla yeniden inşa edelim...

Kime Saygı Gösterelim? - Savaş Şafak Barkçin | Bi' De Buradan Bak | B64 30 Mar 2026

Savaş Şafak Barkçin, “Bi' de Buradan Bak” programının bu bölümünde, günlük olayların ve dedikoduların ötesine geçerek insan ruhunun ve toplumsal ilişkilerin "özüne" bir yolculuğa çıkıyor.Modern insanın güncel haberler içinde kaybolduğu bu çağda; asıl meselenin "ehem" ile "mühim" olanı ayırt etmek olduğunu vurgulayan bölümde;– Güncel dedikoduların peşinden koşmanın faydasızlığı ve hakikatin özünü yakalamanın önemi– Mümin ahlakında öncelik sıralaması: Nefis terbiyesinden aile ve komşu haklarına uzanan halkalar– Tevazu kavramının toplumda "zaaf" ve "sünepelik" olarak yanlış anlaşılması– Devlet yönetiminde nezaket ve mesafe ayarı: Bakan danışmanlığı döneminden çarpıcı bir sekreter örneği– Samimiyetin "cıvıklığa" ve "hadsizliğe" dönüşmesi tehlikesi– Batı toplumlarındaki insan ilişkilerinin soğukluğu ve bizim "insansever" fıtratımızın kıymeti ele alınıyor.🔻 Öne Çıkan Mesajlar 🔻✨ Ehem mi, Mühim mi? Her şeyi bilmek mümkün değildir, önceliklerini doğru belirleyen ileri geçer.🎭 Tevazu Zaaf Değildir: Anlamayana gösterilen tevazu, bazen çizgilerin yeniden hatırlatılmasını gerektirir.🌱 Öze Dönüş (Tehzib-i Ahlak): Asıl mesele, yaratılıştaki temiz fıtratı ve güzel ahlakı yeniden bulmaktır.🚫 Nezaket Nobranlık Değildir: Yanlışları kabalıkla değil, karşıdakinin anlayacağı bir lisan-ı münasiple düzeltmek esastır.Dünya gündeminin gürültüsünde kendi iç sesimizi ve ahlakımızı ne kadar duyabiliyoruz? Sadece olayları mı izliyoruz, yoksa o olayların içindeki hikmeti mi arıyoruz?👉 Fark et, önceliklerini belirle, özüne dön.Gelin, Beraber Yürüyelim...

Peygamberimiz’in (sav) Evlilikleri - Altay Cem Meriç | Bildiğin Gibi Değil | B22 25 Mar 2026

Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde ; İslam tarihinin en çok çarpıtılan ve ateist forumlarda sıkça gündeme getirilen Hz. Peygamber'in (sav) Hz. Zeynep ile evliliği meselesi konuşuluyor.Bu bölümde mesele; "Peygamber evlatlığının eşiyle mi evlendi?" gibi oryantalist ve İslam karşıtı iddialara yüzeysel cevaplar vermekten öte, bu evliliğin altındaki o muazzam toplumsal devrimi ve "nübüvvet" (peygamberlik) delilini ifşa etmektir. Hz. Peygamber'in kendi halasının kızı olan Hz. Zeynep'i güya ilk kez görüp aşık olduğu yönündeki uydurma rivayetlerin mantık hataları çürütülürken; meselenin aslında cahiliye dönemine ait "evlatlık" kurumunu yıkmak ve "isimlerin hakikati değiştirmeyeceği" gerçeğini topluma yerleştirmek olduğu vurgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:📜 Uydurma Rivayetler ve Gerçekler: Hz. Peygamber'in Hz. Zeynep'i güya ilk kez görüp etkilendiği iftirasının; senet ve akıl (halasının kızı olması, bizzat dünürcü gitmesi) yönünden çürütülmesi🧠 Evlatlık Tabusunun Yıkılışı: Cahiliye'deki "evlatlığın öz çocuk sayılması" inancının ve miras kurallarının Peygamberimizin eylemiyle son bulması🛡️ Ahzab Suresi ve Nübüvvet Delili: Hz. Peygamber'in toplum baskısından çekinerek istemediği bu evliliğe Kur'an'ın ikazıyla yönelmesinin, peygamberliğine sunduğu mantıksal delil⚙️ İsimler ve Hakikat Felsefesi: "Oğlum", "annem gibisin" (zıhar) veya "ilah" gibi insanların koyduğu isimlerin, nesnenin asıl hakikatini asla değiştiremeyeceği gerçeği🚀 Soy Üstünlüğünün Parçalanması: Azatlı köle Hz. Zeyd'in soylu Hz. Zeynep ile evlendirilmesi ve 18 yaşındaki oğlu Usame'nin komutan tayin edilerek sınıf ayrımının yıkılması💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: İsimleri ve etiketleri değiştirmek hakikati değiştirir mi, yoksa sadece ahmakça bir toplumsal algı inşasından mı ibarettir?🔔 Oryantalistlerin uydurduğu "pembe dizi" senaryolarından sıyrılıp; Kur'an'ın cahiliye zihniyetine vurduğu o büyük darbeyi ve Hz. Muhammed'in (s.a.v) karşılaştığı en zorlu sosyolojik imtihanı anlamak isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...

Kulluk Bir Ömür Boyu - B236 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 25 Mar 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu bölümünde, gönüllerimizi huzurla dolduran Ramazan-ı Şerif’e veda ederken, bu mübarek ayın ruhunu hayatımızın diğer 11 ayına nasıl taşıyabileceğimizi derunî bir sohbete döküyor.Sohbet ilerledikçe, Peygamber Efendimiz’in (sav) yetim bir çocuğun gönlüne dokunarak onu nasıl bayram ettirdiğine dair o eşsiz kıssayla hüzünlenirken, kendi bayramlarımızın ne kadar "bayram" olduğunu sorguluyoruz. Abdürrahim Karakoç’un o sarsıcı "Gönlümü verdiğim bayramlar hani?" mısralarının gölgesinde, eski bayramların nezaketini ve bugünün modern telaşları arasında yitirdiğimiz o ince ruhu yeniden hatırlıyoruz.Oruçla incelen ruhlarımızın, bayramdan sonra nefsin oyunlarına karşı nasıl teyakkuzda olması gerektiğini anlatırken; kulluğun mevsimlik değil, ömürlük bir yolculuk olduğunu bizlere bir kez daha ihtar ediyor. Ramazan’ın bereketiyle harmanlanan bu sohbette, cami adabından yetim sevindirmeye, infakın sırrından gerçek bayramın neşesine kadar geniş bir yelpazede medeniyetimizin zarif izlerini sürüyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎙️ Ramazan Bitti, Ya Müslümanlık? Ramazan’da kazandığımız güzel hasletleri korumanın yolları ve 11 aylık kulluk reçetesi.🌙 Peygamber Tesellisi ve Yetim Büceyr: Kimsesizlerin kimsesi olan Efendimiz’in (sav), bayram sabahı bir yetimi "Ben baban, Ayşe annen olsun istemez misin?" diyerek kucaklamasındaki muazzam ders.🕌 Gönül Coğrafyamızın Bayramları: Abdürrahim Karakoç’un şiirinden taşan sitem ve hasret... Bayramı bayram yapan o kadim nezaket📜 Şeytanlar Serbest Kalınca: Ramazan sonrası nefis mücadelesinde ayakta kalmanın yolları ve "istikamet" üzere yaşamanın önemi.Serdar Tuncer’in samimi üslubuyla şekillenen bu sohbet; bizi kendi iç dünyamızda bir muhasebeye çekerken, bayramı bir "kavuşma" ve "bağışlanma" şölenine dönüştürmenin yollarını gösteriyor.Gelin, bu muhabbet sofrasında gönüllerimizi Ramazan’ın nuruyla yeniden inşa edelim...

Tasavvufta Aşkın İnfilak Noktası - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B72 25 Mar 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; tasavvuf dünyasının önemli isimlerinden Dede Ömer Ruşenî’nin manevi yolculuğuna ve vahdet-i vücut anlayışına odaklanıyor. Programda, "dedelik" kavramının yaşla değil, bilgelik ve irşatla ilgili olduğu vurgulanırken; Dede Ömer Ruşenî’nin Aydın’dan Bakü’ye, oradan Tebriz’e uzanan kemal yolculuğu ve ardında bıraktığı eşsiz divanı ele alınıyor. Sohbet, kelimelerin kifayetsiz kaldığı "vahdet-i vücut" makamını, şairin meşhur gazelleri üzerinden kalbe dokunan bir dille yorumluyor.Aşkın ve güzelliğin hakikatine dair derin analizlerin yapıldığı programda, dünyadaki tüm güzelliklerin o mutlak güzellikten bir yansıma olduğu gerçeği, Hz. Yusuf'un (a.s.) kıssasından örneklerle işleniyor. Ayrıca; Nesimî, Yunus Emre ve Mevlânâ gibi büyük gönül erlerinin hayatlarındaki o büyük kırılma anları, bir mürşidin nazarıyla nasıl küle dönüp yeniden doğdukları ve hakiki aşkın insan ruhunda oluşturduğu o muazzam inkılap tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿✨ Dedelik Nedir?: Günümüzde torun sahibi yaşlı kişi olarak algılansa da, tasavvufta yaşa bakılmaksızın "mürşit" ve "bilge" olma halidir.✨ Dede Ömer Ruşenî’nin Dönüşümü: Yaşadığı duygusal bir kırılmanın ardından kendisini Halvetiye dergahında bulması ve gerçek aşkla tanışıp çılgın şiirler söyleyen bir şaire dönüşmesi.✨ Vahdet-i Vücud’un Özü: Sevenin de sevilenin de aynı zat olduğu, güzelliği güzellerin yüzünde gösterenin ve aşıkların gözünden kendi güzelliğini seyredenin yine O olduğu hakikati.✨ Mutlak Güzellik ve Hz. Yusuf: Bakanların parmaklarını doğradığı o eşsiz güzelliğin bile, ancak yaratıcısının güzelliğinden bir ışıltı olabileceği gerçeği.✨ Aşkın Kırılma Noktası: Şems-i Tebrizî’nin nazarıyla dünyanın en büyük şairine dönüşen Mevlânâ ve Taptuk Emre ile buluşunca infilak eden Yunus Emre örneği.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; kelimelerin bittiği, aşkın başladığı o ince sızıyı hissedenlere manevi bir ufuk sunuyor. Sıradan güzelliklerin ötesinde, her şeyde "O"nu görmeye ve kulluğun son makamı olan sünnet-i seniyyeye ulaşmaya dair bir davet....Gelin, Dede Ömer Ruşenî’nin divanından süzülen o meşhur beyitlerin rehberliğinde, gönül dünyamızı aydınlatacak bu eşsiz hakikat yolculuğuna beraber çıkalım.

Peygamber Efendimiz'den Ne İstenir? - B235 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 25 Mar 2026

Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu bölümünde bizleri kalbin derinliklerine, muhabbetin sırrına ve "istemeyi bilmenin" edebine dair eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Programın merkezinde, "Seven sevdiğinin kaderinden pay alır" hakikatiyle sarsılırken, gerçek sevginin sadece dilde değil, haldeki sirayetine şahitlik ediyoruz.Sohbet ilerledikçe, Peygamber Efendimiz’in (sav) yanına gelen bir bedeviyle olan diyaloğu üzerinden sarsıcı bir soruyla yüzleşiyoruz: "Bir ihtiyacın var mı?" Dünyalık küçük isteklerin gölgesinde kalan ufkumuzu, Hz. Musa’nın karşısına çıkan o "aklı ahirette" olan yaşlı kadının hikayesiyle genişletiyoruz. Sadece istemeyi değil, "ne isteyeceğini bilmenin" bir marifet olduğunu yeniden idrak ediyoruz.Serdar Tuncer, Osmanlı’nın o zarif ruhunu yansıtan "Diş Kirası" geleneğinden, Selatin camilerindeki ince peygamber sevgisine kadar geniş bir yelpazede medeniyetimizin izlerini sürüyor. Ramazan’ın bereketiyle harmanlanan bu sohbette, insanın Rabbiyle ve Peygamberiyle kurduğu bağın, hayatın her anına nasıl bir zarafet katması gerektiğini hatırlıyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎙️ Seven Sevdiğinin Kaderinden Pay Alır: Uzaktaki bir dostun sızısını kalbinde hissetmek... Sevginin görünmez bağları ve kader ortaklığı üzerine bir tefekkür.🪙 İstemeyi Bilmek: Peygamber kapısında dünya malı mı istenir, yoksa "cennette komşuluk" mu? Beni İsrail’in yaşlı kadınının Hz. Musa’yı hayretler içinde bırakan dersi.🕌 Medeniyetimizin Zarif İzleri: "Diş Kirası" nedir? Misafire neden borçlu hissedilir? Ecdadın Peygamber sevgisini camilerin mimarisine nakşediş hikayesi.📜 Ahiret Aklı vs. Dünya Aklı: Maddi ihtiyaçların ötesine geçip ebedi olanı talep etmenin izzeti.Serdar Tuncer’in samimi üslubu ve hikmetli kıssalarıyla şekillenen bu sohbet; bizi kendi iç dünyamızda bir muhasebeye çekerken, eksik bıraktığımız teşekkürleri ve unuttuğumuz duaları hatırlatıyor.Gelin, bu muhabbet sofrasında gönüllerimizi yeniden inşa edelim...

Gerçek Dost Kime Denir? - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B71 25 Mar 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; medeni ilişkiler ile gerçek dostluk arasındaki o ince çizgi, dostun insanın manevi dünyasına ve ahiret hayatına olan sarsıcı etkisi tüm derinliğiyle anlatılıyor. Sohbet, günlük hayatta merhabalaştığımız yığınların ötesinde, ruhen kucaklaştığımız ve sadece görüntüsüyle bile bize Allah'ı hatırlatan gerçek dostun vasıflarını mercek altına alıyor.Programda, vefa kavramının dostluğun en temel şartı olduğu gerçeği, İslam tarihinin en çarpıcı örnekleriyle işleniyor. Hz. İbrahim'in (a.s.) vefat anında yaşadığı o muazzam teslimiyet , Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) cübbesini yere sererek gösterdiği eşsiz vefa ve Hz. Ebubekir'in kendi sevincini bir kenara bırakıp Resulullah'ın sevincini arzuladığı o üstün fedakarlık anları gönül diliyle aktarılıyor. Ayrıca, 60 şeytanın yapamadığı tahribatı tek başına yapabilen "kötü arkadaş" tehlikesine karşı da çok hayati uyarılarda bulunuluyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿✨ Gerçek Dost Kimdir?: Hiç konuşmasa bile sükutuyla içinize inşirah veren, siz istemeden arkanızdan dua eden ve herkesin sizi terk ettiği o en kara gün olan ölüm anında bile size faydası dokunabilen kişidir.✨ Hz. Hatice'nin Komşusuna Vefa: Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.), eşi Hz. Hatice'nin eski bir komşusunu gördüğünde yanına ona hürmetle muamele ettiği o hayret verici anlar.✨ Hz. Ebubekir'in Gözyaşları: Babası Ebu Kuhafe iman ettiğinde sevinmek yerine, "Keşke sizin amcanız iman etseydi de bu sevinci siz tatsaydınız" diyerek fedakarlığın zirvesine çıkışı.✨ 60 Şeytan vs. Kötü Arkadaş: 60 şeytanın yoldan çıkaramadığı bir insanı bir kötü arkadaşın nasıl günaha sürükleyebileceği ve çoluk çocuğumuzu korumak için gerekirse mahallemizi bile değiştirmemiz gerektiği gerçeği.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; sıradan bir arkadaşlık arayanlara değil, çıkar beklemeden, sırf vefa ve Allah rızası için kendi nefsini yoldaşına tercih edenlere manevi bir çağrı niteliğinde. Ailenizden bile koptuğunuz o en çaresiz anlarda elinize uzanacak hakiki dostları bulmaya bir davet...Gelin, ahiret hayatımızı imar edecek bu hayati meseleyi ve dostluğun eşsiz mucizelerini beraber dinleyelim.

Dünyadaki Yanlışlara Neden Şaşırılmaz? - B234 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 25 Mar 2026

Serdar Tuncer, 'Biri Bir Gün'ün bu bölümünde, bizi derin bir tefekküre davet ederek sözün ve amelin tesirinin nereden geldiğini anlatıyor. Başkaları görsün diye yapılan "arz-ı endam" ile sadece Allah'ın rızasını gözeterek kalbinde manayı arayan "arz-ı hal" arasındaki o ince ve sarsıcı farkı merkeze alıyor.Program ilerledikçe, cebindeki dört akçeyi fakirlere dağıtmadan "fakr" (yokluk/hiçlik) makamını anlatmaktan haya eden velînin samimiyetine şahit oluyoruz. Bu eşsiz samimiyet örneği, bizi Yahya bin Cella'nın karşısına çıkan gizemli bir genç hamalın hikayesine götürüyor. Namazına düşkün, dünyalıkta gözü olmayan ve günde sadece bir yük taşıyarak yetinen bu misafirin, kilitli bir odada sırra kadem basması , kalplerimize "Allah'ın gizli ve nazlı kulları aramızda dolaşıyor" hakikatini fısıldıyor.Serdar Tuncer, sadece geçmişten menkıbeler anlatmakla kalmıyor; günümüzde yaşanan savaşlar, zulümler ve bireysel olarak tattığımız vefasızlıklar karşısında içimizi ferahlatacak muazzam bir teselli sunuyor: Kömür madeninde kömür çıkmasına şaşırılmaz ; dünya da vefasızlık ve zulüm yurdudur, bunları görünce şaşırmamak gerekir.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎙️ Arz-ı Endam ve Arz-ı Hal: Sözün kalplere tesir etmesinin sırrı nedir? Gösteriş için okumak ile kendine okumak arasındaki derin fark.🪙 Gerçek Fakr (Hiçlik) Nedir?: Cebinde dört akçe varken yokluktan bahsetmeyi edepsizlik sayan velinin sarsıcı ahlakı.🤲 Fırsatları Ganimet Bilmek: Gündelik hayatta karşımıza çıkan insanlara yardım etmenin veya onlardan yardım kabul etmenin ardındaki ilahi lütuflar.🌍 Şahane Bir Teselli: Dünyadaki haksızlıklara ve vefasızlıklara neden şaşırmamalıyız? Maden metaforuyla kalplere inen mana.Serdar Tuncer’in muhabbetle, hikmetle ve içtenlikle anlattığı bu sohbet; karşımıza çıkan fırsatları geri çevirmemeyi hatırlatırken , kalbimizdeki kötürümlükleri de iyileştirmeye talip oluyor.Gelin, bu mübarek zamanın kıymetini birlikte idrak edelim...

Sadece Kur'an Yeter mi? - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B70 25 Mar 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; Kur'an-ı Kerim'in doğrudan Allahu Teala'nın kelamı olduğu gerçeğini ve "Anlamadan Kur'an okumanın ne anlamı var?" diyenlere karşı ilahi kelamın mucizevi feyzini gönül diliyle anlatıyor. Sohbet, Kur'an'ın sırf Ramazanlarda okunsun veya duvara asılsın diye inmediği , her insanın bu kelama muhatap olduğu ekseninde; meal ve tefsir arasındaki derin farkları ve aslına sadık kalmanın önemini mercek altına alıyor.Programda, Kur'an okunurken konuşanın bizzat Allah olduğu bilinciyle insanın nasıl esas duruşa geçmesi gerektiği işleniyor. Demirbağ, dili anlamadığı halde ayetleri duyunca cezbeye gelen Habib-i Acemi'nin manevi halini ve Kur'an'daki coğrafi işaretlerin Cüneyd-i Bağdadi gibi büyük zatlar tarafından asırlar önce nasıl tasavvufi bir derinlikle anlaşıldığını vurguluyor. Aynı zamanda günümüzde sıkça duyulan "Bize Kur'an yeter" söyleminin arkasında yatan, Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) dinden dışlama çabasına yönelik çok sert ve uyarıcı tespitlerde bulunuyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿📖 Meal ve Tefsirin Farkı: Bir roman çevirisinde bile anlamın %70'i kaybolurken hiçbir mealin Kur'an'ın aslının yerini tutamayacağı , tefsirin ise ayetleri şerh etme ve anlama çabası olduğu.💓 Habib-i Acemi'nin Sırrı: Arapça bilmemesine rağmen Kur'an'ı duyduğunda kalbiyle anladığı için düşüp bayılan tasavvuf büyüğünün Allah'ın kelamına gösterdiği muazzam hürmet.⚠️ "Bize Kur'an Yeter" Tehlikesi: Sadece Kur'an'ı kabul edip Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) bir postacı gibi görerek sünneti ve hadisleri reddetmenin sinsi bir oyun ve Kur'an'a bizzat ters bir cehalet olduğu.🗣️ Hz. Musa ve Asası: Allahu Teala ile muhatap olmanın lezzetini alan Hz. Musa'nın, sadece elindeki asayı anlatırken sırf Allah ile biraz daha fazla konuşabilmek için lafı nasıl uzattığı.

Kadir Gecesi Nasıl Bulunur? - B233 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 25 Mar 2026

Serdar Tuncer, 'Biri Bir Gün'ün bu bölümünde, Ramazan-ı Şerif’in manevi ikliminde, dil ile kalp arasındaki en kıymetli köprülerden biri olan “salavat” hakikatini merkeze alıyor. Sohbet, samimiyetin bereketine dair çarpıcı bir örnekle başlıyor: Hiçbir hesap, hiçbir plan olmadan, sadece muhabbetle söylenen bir ilahinin nasıl gönülleri aştığını ve Allah’ın bir kulunu nasıl hiç umulmadık yerlere taşıdığını gözler önüne seriyor.Program ilerledikçe, Peygamber Efendimiz’in (sav) minbere çıkarken Cebrail Aleyhisselam’ın dualarına “amin” dediği o sarsıcı hadise üzerinden, Ramazan’ın aslında bir kurtuluş fırsatı olduğu hatırlatılıyor. Özellikle Efendimiz’in (sav) adını duyduğu halde salavat getirmeyenlerin mahrumiyetine dair uyarı, bu ayın kıymetini bilenler için güçlü bir ikaz niteliği taşıyor.Serdar Tuncer, sadece büyük hakikatleri anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda samimiyetin, doğallığın ve “kendin gibi olmanın” manevi değerini de vurguluyor. Çünkü bazen Allah’ın en büyük lütfu, insanın süslü değil, sahici olmasıyla tecelli ediyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🌙 Ramazan’ın Büyük Fırsatı: Bu aya eriştiği halde affedilmeyenlerin ne büyük kayıp içinde olduğu gerçeği.🤲 Salavatın Sırrı: Salavat getirmenin, Allah’ın ve meleklerin yaptığı bir ibadete ortak olmak anlamına gelmesi.⚠️ Üç Büyük İkaz: Cebrail Aleyhisselam’ın yaptığı ve Peygamber Efendimiz’in (sav) “amin” dediği o sarsıcı dualar.🎙️ Samimiyetin Bereketi: Gösterişten uzak, içten yapılan bir amelin nasıl milyonların kalbine ulaşabildiği.💎 Kendin Gibi Olmak: Allah katında kıymetin, taklitte değil, sahicilikte gizli olması.Serdar Tuncer’in muhabbetle, hikmetle ve içtenlikle anlattığı bu sohbet; Ramazan’ın sadece aç kalmak değil, kalbi diriltmek olduğunu hatırlatırken, dilimizi salavatla, gönlümüzü muhabbetle süslemenin önemini yeniden hatırlatıyor.Gelin, bu mübarek zamanın kıymetini birlikte idrak edelim...Gelin, Beraber Yürüyelim...

Kur'an'ı Anlamadan Okumanın Faydası Var Mı? - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B69 24 Feb 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; kelamullah olan Kur'an-ı Kerim'in iniş sürecini, vahyin sarsıcı ağırlığını ve günümüzde çokça sorulan "Anlamadan Kur'an okumanın faydası var mıdır?" sorusunun cevabını gönül diliyle anlatıyor. Sohbet, Kur'an'ın doğrudan Allah'ın kullarıyla konuşması olduğu gerçeği ekseninde; ayetlerin aslına sadık kalarak, Allah Resûlü'nün (s.a.v.) telaffuz ettiği gibi okunmasının bir ibadet ve zikir olduğu hikmetini mercek altına alıyor.Programda, vahiy gelirken Peygamber Efendimiz'in yaşadığı manevi ve fiziki haller; devenin çöktüğü, Hz. Ali'nin ayağının ezildiği o olağanüstü anlar ile azap ayetlerinin Peygamberimiz'i nasıl ihtiyarlattığı derinlemesine işleniyor. Demirbağ, Bi'ri Maûne olayında 70 hafızın şehit edilmesiyle Kur'an'ın yazıya geçirilme serüvenini ve dünyanın dönüşü sayesinde yeryüzünde her an kesintisiz Kur'an okunduğu gerçeğini vurguluyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🐪 Vahyin Ağırlığı: Ayetler inerken devenin çökmesi ve Hz. Ali'nin Peygamberimiz'in ayağının altındaki o tarifsiz ağırlığı hissetmesi.💔 70 Hafızın Şehadeti: Kur'an'ı ezbere bilen 70 Hafız sahabinin Bi'ri Maûne'de pusuya düşürülerek şehit edilmesi ve ayetlerin yazıya geçirilmesi.🕋 Kabe Duvarındaki Şiirler: Müşrik şairlerin bile Kur'an'ın mucizevi anlatımı karşısında utanıp kendi şiirlerini Kabe'den indirmeleri.🤲 "Ey İman Edenler" Sırrı: Kur'an'ın sadece anlayanlara değil, Veda Hutbesi'ndeki gibi tek kelime Arapça bilmeyen binlerce insana sadece iman şartıyla hitap edebilmesi.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Anlamadan okumanın ne faydası var?" diyerek zihni bulananlara, Kur'an'ı bir imtihan metni değil, bir iman mektubu olarak görenlere bir çağrı. Aklın sınırlarını aşıp, kalbin antenleriyle Allah'ın kelamını dinlemeye davet...Gelin, bu hayati meseleyi ve Kur'an'ın eşsiz mucizelerini beraber dinleyelim.

Bir Ömürlük Ramazan Muhasebesi - Sadettin Ökten | Zevk-i Tahattur | B23 24 Feb 2026

Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, modernitenin sunduğu şatafatlı yaşam ve ekranların alıkoyucu dünyası karşısında, Ramazan'ın o asude iklimine nasıl sığınacağımızı konuşuyoruz. İnsanın kendi kendine kalmaktan korktuğu bu çağda, telefonu bir kenara bırakıp kalbimize dönmenin, tefekkür ve zikrullah ile yalnız kalabilmenin yollarını arıyoruz.Ramazan, ruhumuza ferahlık veren, kalbimize safiyet lütfeden bir sükûnet ayıdır. Ancak günümüzde hızla akan hayatın , dikkatimizi dağıtan kaydırmalı ekranların ve başkalarının yazdığı dünyevi senaryoların gölgesinde hakikati arıyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Telefonları Kapatmak: Çağdaş insanın en büyük sınavı olan cep telefonlarını ve küreselcilerin dünyasını bir kenara bırakıp , hutbeye, tezekküre ve tefekküre odaklanma zarureti.🔸 Gökyüzünde İftar: Bodrum'a uçakla seyahat ederken yanındaki hurma ve zemzemle 15-20 kişiye iftar açtıran, Ümre'den dönmüş Hacı teyzenin o samimi hatırası.🔸 Muhabbetin Can Suyu: Paramız olmasa bile bir tebessümle, bir Nasreddin Hoca fıkrasıyla, bir menkıbeyle veya bir çocuğun başını okşayarak insanlara hizmet etmenin kıymeti.🔸 Dilin Sınavı: "Eline, beline, diline" düsturunda, el ve belin zaten kırmızı çizgi olduğu , asıl zor olanın "ele geleni yersin, dile geleni dersin" tehlikesine karşı dile sahip çıkmak olduğu gerçeği.🔸 Kalbin Tatmini: Zikrullah ile dolan bir kalbin, artık başka hiçbir şey isteyemez, aklına bile getiremez hale gelecek kadar derin bir doyuma ulaşması.Bu sohbet, sadece eski günlere dair bir Ramazan nostaljisi değil ; hız çağında kendi kendimizle baş başa kalabilmenin ve anın kalitesini artırabilmenin bir reçetesidir. Bazen otobüste uzatılan bir hurma , bazen susmayı bilmek , bazen de her yerin efsunlu sükununda gece tefekküre dalmak…. İnsan, bu hikmetli sözleri dinledikçe, modernitenin sınırlarının dışına çıkmanın ve gönlü zenginleştirmenin ne kadar elzem olduğunu bir kez daha anlıyor.Gelin, vaktin sahibine sığınarak iç dünyamıza doğru sakin bir yolculuğa çıkalım.

Allah Kötülüklere Neden İzin Veriyor? - Altay Cem Meriç | Bildiğin Gibi Değil | B21 24 Feb 2026

Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; Kötülük problemi neden İslam düşüncesinde Batı'daki kadar yakıcı bir mesele olmadı?Allah kötülüğü biliyorsa, gücü yetiyorsa ve iyiyse neden engellemiyor?Bu soru gerçekten Allah'ın varlığını çürütür mü, yoksa insanın Allah'ı insan gibi düşünme hatasından mı kaynaklanıyor?Bu bölümde;🧠 Kötülük probleminin klasik üçlü formu (mutlak kudret + mutlak bilgi + mutlak iyilik) neden muhal bir sonuca götürüyor?⚖️ Allah'ın "mucip bizzat" mı yoksa "faili muhtar" mı olduğu tartışmasının bu soruya nasıl farklı cevaplar verdiği🔥 Mutezile, Eş'arî ve Mâturîdî bakışlarının kötülük meselesine yaklaşımı🛡️ "Herkes tanrı olsaydı kötülük olmazdı" iddiasının aklen neden çöktüğü🌍 Kötülüğün aslında "Adem" (Allah'tan uzaklık) olduğu metafizik bakış📿 Ahiret denkleme girince dünyanın bütün adaletsizliklerinin neden "sonsuz karşısında sıfır" hale geldiğiİnternet forumlarında "Allah varsa neden çocuklar ölüyor?" diye başlayan tartışmaların, aslında çoğu zaman antropomorfik (insan biçimci) bir Tanrı tasavvurundan kaynaklandığını gösteriyoruz.Bu videoyu izledikten sonra kader ve kötülük meselesine bakış açınız muhtemelen bir daha eskisi gibi olmayacak.Sizce kötülük problemi hâlâ güçlü bir itiraz mı, yoksa büyük oranda yanlış bir Tanrı tasavvurundan mı kaynaklanıyor?Düşüncelerinizi yorumlara yazın, uzun uzun tartışalım.Gelin, Beraber Yürüyelim...

Mutsuz Evlilik Kader mi? Düzelmesi İçin Ne Yapmalı? - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B68 24 Feb 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; günümüzün en büyük yaralarından biri olan boşanma konusunu ve aile kurumunun maruz kaldığı modern ve sinsi saldırıları gönül diliyle anlatıyor. Sohbet, Allah Resûlü'nün (s.a.v.) "Allah’ın en sevmediği helal, boşanmaktır" hadis-i şerifi ekseninde; eşlerin birbirine "elbise" oluşunun hikmetini ve yuvanın nasıl bir "hususi cennet" kalabileceğini mercek altına alıyor.Programda, modern medyanın ve dizilerin "özgürlük" adı altında boşanmayı nasıl teşvik ettiği, "Kocan aldatıyorsa sen de aldat" gibi zehirli mesajların toplumu nasıl bir "gizli kıyamete" sürüklediği derinlemesine işleniyor. Demirbağ, aşkın zikzaklı yapısına karşın merhametin bir ömür sürdüğü gerçeğini hatırlatarak; evliliğin asıl vitamininin sabır ve merhamet olduğunu vurguluyor.Bu bölüm sadece bir aile dersi değil; "Güler yüz sadakadır" düsturuyla, eşlerin birbirine "potansiyel düşman" değil, "Allah’ın emaneti" olarak bakmasının reçetesini sunuyor. Şeytanın en büyük hedefi olan aileyi korumak için, lekelenen "elbiseyi" atıp yenisini almak yerine, onu temizlemenin ve sabırla onarmanın manevi yolları anlatılıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿💔 Allah'ın Sevmediği Helal: "Boşanmak caizdir ama Allah'ın en sevmediği helaldir" uyarısı. 🛡️ Elbise Metaforu: Kur'an'ın ifadesiyle eşlerin birbirinin ayıbını örten bir "üniforma" olması. 🌪️ Modern Tuzaklar: Boşanmanın "kendi ayakları üzerinde durmak" yalanıyla süslenip teşvik edilmesi. 🍬 Güler Yüzün Gücü: Evdeki soğukluğu kıran en büyük sadaka ve iletişim ilacı. ⏳ Aşk mı, Merhamet mi?: Aşkın geçiciliği karşısında aileyi ayakta tutan asıl güç: Merhamet.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Yuvayı yıkmak kolay, yapmak zordur" diyerek sabrı kuşananlara, eşini bir "rakip" değil, ahiret yoldaşı görenlere bir çağrı. Tahrip edilmiş gönülleri onarmaya, "kırılanı atmayıp tamir etmeye" ve evi yeniden "cennet bahçesi" yapmaya davet...Gelin, bu hayati meseleyi ve çözüm yollarını beraber dinleyelim.

Sanal Alemin Gladyatörleri: Beğeni Uğruna İnsanlığı Öldürüyoruz | Kafamda Dijital Sorular | B11 24 Feb 2026

Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde; Japonya’dan dünyaya yayılan ve gençleri yıllarca odalarına hapseden "Hikikomori" sendromundan, yapay zekanın yaşlılığımıza etkisine; "alkış" kelimesinin tarihsel kökeninden dijital dünyada kaybettiğimiz "dayanıklılık" (resilience) kavramına kadar geniş bir yelpaze ele alınıyor. Akıllı huzurevlerinde son nefesimizi yapay zeka ile mi vereceğiz? Modern çağın getirdiği yalnızlık, bir tercih mi yoksa bir kaçış mı? Sanal alemde başkalarının ayıplarını arayan "dijital gladyatörlere" mi dönüştük? Dijitalleşme hangi boyutta olursa olsun, özümüzdeki cevher ancak iyilikle ve iradeyle açığa çıkar. Bu videoda:00:00 — Yaşlılıkta Bize Yapay Zeka mı Bakacak?00:50 — Hikikomori: 30 Yıl Odasından Çıkmayan İnsanlar02:07 — İnsan Zihnini İnşa Eden İnanç Prensipleri ve Ahlak03:36 — Külli İdrak ve İrade Sahibi Olmak05:16 — Modernizm İnsan Merkezli midir?07:42 — "Vakit Öldürmek" vs. Zamanın Kıymeti10:11 — İyilik Ertelenebilir Bir Şey Değildir12:02 — Sanal Alemde Kusur Aramak ve "Settar" Sıfatı13:11 — "Alkış" Kelimesinin Aslı ve Değişen Anlamı15:38 — Resilience (Dayanıklılık) ve Çabuk Vazgeçme Sorunu17:18 — Zihinsel Diyet: Dijital İçerik Piramidi18:48 — Dijital Detoks mu, Manevi Halvet mi? Bu videodan öğrenecekleriniz:• Toplumdan tamamen kopan Hikikomori gençliğinin psikolojisini, • "Alkış"ın aslında dua ve övgü demekken nasıl bir ego aracına dönüştüğünü, • Dijital dünyada sebat etmenin ve dayanıklılığın (resilience) neden azaldığını, • Dijital detoksun tasavvuftaki "halvet" ve "uzlet" kavramlarıyla farkını. Gelin, hakikati beraber düşünelim...Gelin, birlikte düşünelim.

“Sevda Kuşun Kanadında” - B232 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 24 Feb 2026

Bu bölümde Serdar Tuncer; Cem Karaca'nın "Sevda Kuşun Kanadında" eseriyle hüzünlü ve derin bir giriş yapıyor, ardından sözü Türk savunma sanayiinin öncü ismi merhum Özdemir Bayraktar’ın ilham veren hayat mücadelesine getiriyor. Sohbet, başarının sadece imkan meselesi değil, bir "adanmışlık ve delilik" hali olduğunu çarpıcı hatıralarla ortaya koyuyor.Özdemir Bayraktar'ın bıyıklarını kesip sahaya inmesinden, Baykar'ın pes etme noktasına geldiği o kritik ana; bir üsteğmenin kantin paralarıyla İHA almak istemesinden, bürokratik engellere karşı verilen o büyük savaşa kadar pek çok yaşanmışlık bu videoda. Ayrıca programın sonunda, yakın zamanda kaybettiğimiz yazar Bülent Akyürek'e duyulan vefa ve hüzünlü bir kitap tavsiyesi de yer alıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎵 Müzik Dinleme Adabı: Müziği bir meşgaleye "çeşni" yapmak ile ona gerçekten vakit ayırıp "dinlemek" arasındaki fark.🚀 Başarının Formülü: "İlim, akıl, gayret, güç" dörtlüsüne eklenen tecrübe, istikrar ve hepsinden önemlisi "işinin delisi olmak."🪖 Özdemir Bayraktar'ın Azmi: Hastalığına rağmen helikoptere binerek Mehmetçik ile sahada omuz omuza çalışması.🛑 Engeller ve Sabotajlar: Terörle mücadelede geliştirilen çözümlerin (mayın sinyal kesiciler) nasıl engellendiği ve başarının önünün nasıl kesilmeye çalışıldığı.📞 Kaderi Değiştiren Telefon: Tam "Bu işi bırakıyoruz" denilen anda, Hakkari'den arayan Aydın Üsteğmen'in kantin parasıyla İHA talep etmesi ve tarihin akışının değişmesi.📚 Geriye Doğru İleri: Merhum yazar Bülent Akyürek'in ardından hüzünlü bir veda, "keşkeler" ve onun ömrünün hülasası olan son kitabı.Serdar Tuncer’in samimi anlatımıyla; milli teknoloji hamlesinin ardındaki "ruh"u, çekilen çileleri ve bir dostun ardından duyulan hüznü hissedeceğiniz dopdolu bir bölüm.Gelin, Biri Bir Gün'de gönül heybemizi dolduralım...Gelin, Beraber Yürüyelim...

Kader Hakkında Neden Tartışmamalıyız? - Altay Cem Meriç | Bildiğin Gibi Değil | B20 24 Feb 2026

Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; kader, özgür irade ve kötülük problemi gibi İslam düşüncesinin en derin ve en çok merak edilen teolojik meseleleri masaya yatırılıyor.Bu bölümde mesele; "Allah ne yapacağımızı biliyorsa bizi neden yarattı?" veya "Kader varsa irademiz nerede?" gibi internet forumlarında sıkça karşılaşılan sorulara klasik cevaplar vermekten öte, bu soruların temelindeki mantık hatalarını ve hatalı Tanrı tasavvurlarını ifşa etmektir. İnsanın kendi sınırlı aklını merkeze alarak, zamandan münezzeh olan Allah'ı insan gibi düşünme (antropomorfizm) ve "Görüneni görünmeyene kıyas etme" (Kıyasül gayip al şahit) hatasına düşmesinin, konuyu bir çıkmaza sürüklediği vurgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🧠 Hatalı Tanrı Tasavvuru: Allah'ın bilmesi ile yaratması arasına zaman ve süreç koyan, insan biçimli Tanrı algısının mantıksal tutarsızlığı.⚖️ Kıyasül Gayip Al Şahit: İnsanın kendi işleyişinden yola çıkarak Allah'ın zatını ve iradesini kavrayabileceği zannının (antropomorfizm) eleştirisi.🔓 Özgür İrade ve Sorumluluk: İnsanın ahlaki bir fail olarak tanınması, metinlerdeki mükellefiyet vurgusu ve özgür iradenin "bedihi" (apaçık) bir gerçeklik oluşu.🛡️ Kaderin Psikolojik Gücü: Başarıda kibri, başarısızlıkta ve musibette ise depresyonu engelleyen, insanı dengeleyen (stabilize eden) kader inancının pratik faydaları.🚀 Tevekkül ve Eylem: İstişareden sonra teslim olmanın eylem kabiliyetini nasıl artırdığı ve kader inancının Gazze örneğinde olduğu gibi nasıl bir psikolojik direnç doğurduğu.💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Kader inancını tartışmak mı bizi doğruya ulaştırır, yoksa kaderin sunduğu o büyük psikolojik ve ahlaki zeminde sağlam durabilmek mi? 🔔 Kelam fırkalarının derin tartışmalarından ziyade; kaderin İslam'ı çürütmediğini, aksine insanı hayata karşı daha dirençli kılan rasyonel bir sığınak olduğunu fark etmek isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...

Bu Sözü Herkes Duyar Ama Az Kişi Anlar - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B67 24 Feb 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; 17. yüzyılın en sarsıcı, en "renkli" ve cezbe dolu simalarından biri olan Niyazi-i Mısri Hazretleri’ni gönül dilinden anlatıyor. Program, Mısri’nin Malatya’dan başlayıp mürşidi Ümmü Sinan’ın kapısında kemale eren, oradan da Limni Adası’ndaki sürgün yıllarına uzanan çileli ama aşk dolu yolculuğunu mercek altına alıyor.Sohbette, "Sadıklarla olunuz" emr-i ilahisinin sırrı ve bir mürşidin manevi ikliminde "emzirilmenin" ne anlama geldiği derinlemesine işleniyor. Mısri’nin, mürşidinin ayağının tozuna yüz sürmesi ve aşkın olduğu yerde aklın nasıl devreden çıktığı; "Aşık adamı sorumlu tutamazsınız" hakikatiyle birleşerek anlatılıyor.Bu program sadece tarihi bir portreyi değil; "Dövene elsiz, sövene dilsiz" olmanın ve Taif’te taşlanırken bile dua eden Peygamber ahlakının, insanın "melekleşme" yolculuğundaki yerini hatırlatıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🌪️ Aşk ve Akıl: "Aşkın olduğu yerde akıl devreden çıkar" diyen cezbe hali.🚪 Manevi Emzirilme: Ümmü Sinan Hazretleri'nin kapısında yetişen bir ruh.⚖️ İki Farklı Meşrep: İbrahim Hakkı Hazretleri’nin temkini ile Niyazi-i Mısri’nin coşkunluğu arasındaki fark.💎 En Büyük İrfan: "Kişi noksanını bilmesi gibi irfan olmaz" düsturu.✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Yunus durur söyleyen" diyerek hakikati şiire dökenlere, "Taşrada arama, can içindedir" diyen bir uyanışa davet. Malatya'dan Limni'ye uzanan hüzünlü ama ihtişamlı bir ömrün hikayesi...Gelin, bu "renkli" ve aşık ruhu beraber tanıyalım.

Haramilerin Bile Hürmet Ettiği Hafız - Sadettin Ökten | Zevk-i Tahattur | B22 07 Feb 2026

Zevk-i Tahattur’un bu bölümünde Saadettin Ökten hocamızla, gök kubbede hoş bir sadâ bırakan, sesiyle haramileri bile dize getiren büyük dayısı Hafız Sami Efendi’nin aziz hatırasına misafir oluyoruz. Filibe’den Dersaadet’e uzanan bir göç hikayesi, tekke ikliminden Edirnekapı’daki kabristanlara yansıyan bir teslimiyet ve dünya malını elinin tersiyle iten bir dervişlik...Bir zamanlar "ses", sadece kulağa değil, ruha da şifa idi. Şöhretin ve servetin peşinde koşmak değil, elindekini hiç düşünmeden sevdiklerine bağışlamak, "gönül yapmak" en büyük zenginlik sayılırdı.🕊️ Bu bölümde öne çıkanlar:🔸 Haramilerin Hürmeti: Gece vakti mezarlıkta yol kesen eşkıyanın, "Hafız Abi tanıyamadık, affet" deyip geri çekilmesi.🔸 Sarhoşun Feryadı: Vefatından sonra kapısına gelip "Ruhumuzu teselli ediyordun, bizi bırakıp nereye gittin?" diye ağlayan meçhul adam.🔸 Gönül Zenginliği: Bir paşa konağında kazandığı 200 altını, tek kuruşuna dokunmadan kız kardeşine ev alarak bağışlaması.🔸 Kuşların Zikri: Gece okuyuşlarında kafesteki kuşların da coşup ona eşlik ettiği o mistik atmosfer.🔸 Medine Yolları: Cebinde parası olmadan "Allah verir" teslimiyetiyle çıkılan ve sadece bir halı ile "Resulullah'ın selamı" getirilerek dönülen hac yolculuğu.Bu sohbet, sadece bir hafızın hayat hikayesi değil; eşkıyanın bile ilme ve sese hürmet ettiği, sarhoşun bile maneviyattan nasibini aradığı kayıp bir medeniyetin resmidir.Bazen bir mezarlık sessizliği, bazen bir sarhoşun gözyaşı, bazen de kuşların cıvıltısı…İnsan, bu güzel şahsiyetleri dinledikçe, dünyevi hırsların ne kadar boş, gönül yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha anlıyor.Gelin, sesin, sükûtun ve feragatin izinde birlikte yürüyelim.

Allah Sana Nasıl Muamele Etsin? - B231 - Biri Bir Gün | Serdar Tuncer 07 Feb 2026

Bu bölümde Serdar Tuncer; "İnsan kula nasıl muamele ederse, Allah da ona öyle muamele eder" hakikatini merkezine alarak, hem dünya hem de ahiret hayatımızı şekillendirecek sarsıcı bir formülü masaya yatırıyor. Sohbet, eski şarkılardaki ince manalardan yola çıkıp, insan ilişkilerinin en hassas noktası olan "hak-hukuk" meselesine, oradan da kalplerin sultanı İmam-ı Azam Hz. ile dervişlerin piri İbrahim Ethem Hz. arasındaki o muazzam diyaloğa uzanıyor.Sadece büyük manevi meseleler değil; günlük hayatın içinden nezaket kuralları da bu sohbette yerini buluyor. WhatsApp mesajlaşmalarındaki özensizlikten, trafikteki tahammülsüzlüğe; "Hürmetler dilerim" ifadesindeki dil yanlışından, büyüklere "muhabbetle" hitap etmenin adabına kadar, hayatın içinden ince ayarlar yapılıyor.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:⚖️ Büyük Formül: Allah’ın sana cömert olmasını istiyorsan cömert ol, affetmesini istiyorsan affet, sevmesini istiyorsan sev.🤝 İmam-ı Azam Hz. ve İbrahim Ethem Hz.: Zahir ilminin zirvesi ile batın ilminin derinliği arasındaki hürmet ve "alacağından vazgeçme" dersi.⚠️ "Hakkım" Deme Tehlikesi: İnsan diğer kullardan hakkını zerresine kadar isterse, ilahi huzurda kendi hesaplaşması nasıl olur?📱 Dijital Adab: Tek tek (tık tık tık) atılan mesajların verdiği rahatsızlık ve doğru iletişim üslubu.🗣️ Dilin Zarafeti: "Saygı dilerim" değil "Saygı sunarım/ederim"; "Bilmukabil" kelimesinin doğru kullanımı.Serdar Tuncer’in samimi, bazen celalli ama hep muhabbetli anlatımıyla şekillenen bu sohbet; borç-alacak davası güdenlere ferah bir kapı aralarken, insan ilişkilerinde kaybettiğimiz zarafeti yeniden hatırlatıyor.Gelin, Biri Bir Gün'de gönül heybemizi dolduralım...Gelin, Beraber Yürüyelim...

ABD'yi Kim Yönetiyor? Epstein, İsrail ve Şantaj Kasetleri - Savaş Şafak Barkçin | Bi' De Buradan Bak | B63 07 Feb 2026

Savaş Şafak Barkçin, “Bi' de Buradan Bak” programında bu bölümde Epstein dosyaları üzerinden Batı medeniyetinin "makyajını" siliyor ve güç odaklarının dokunulmazlığını masaya yatırıyor. Epstein skandalının sadece bir magazin olayı değil, küresel güç sisteminin bir özeti olduğunu anlatan bölümde; – İnsan hakları söylemi ile çocuk istismarı gerçeği arasındaki uçurum– Robert Kolej yöneticisinin Epstein ile para trafiği ve Türkiye bağlantısı– Clinton’dan Trump’a, filozoflardan prenslere uzanan suç ağı– WhatsApp ve teknoloji devlerinin "uçtan uca şifreleme" yalanı ve dijital gözetim– ABD siyasetini ve medyasını perde arkasından yöneten lobi faaliyetleri– "Batı bilimde ilerledi" diyerek ahlaki çöküşü görmezden gelmenin bedeli ele alınıyor.🔻 Öne Çıkan Mesajlar 🔻🎭 Vitrinde "Özgürlük", arkada "Vahşet"🇺🇸 Asıl İsrail, Amerika Birleşik Devletleri'dir📵 Dijital mahremiyet diye bir şey yok, hepsi gönüllü teslimiyet🏛️ Güç sahibiysen ahlaksızlığın "standart" sayılır📉 Batı hayranlığı, celladına aşık olmaktırGözümüzün önündeki "medeniyet" maskesine kanacak mıyız, yoksa arkasındaki çürümeyi görecek miyiz? Sadece lafa mı bakacağız, yoksa icraata mı?👉 Uyan, fark et, sorgula. Hakikati gör, öyle konuş.Gelin, Beraber Yürüyelim...

Kur'an'da Bilimsel Hata Var mı? - Altay Cem Meriç | Bildiğin Gibi Değil | B19 07 Feb 2026

Altay Cem Meriç’in hazırlayıp sunduğu “Bildiğin Gibi Değil” programının bu bölümünde; "Yeni Ateizm"in ve internet forumlarının diline pelesenk olan "Kur'an bilimle çelişiyor" iddiaları, bilim tarihi ve İslami literatürün gerçekleri ışığında masaya yatırılıyor.Bu bölümde mesele; sadece "Dünya düz mü?" veya "Sperm nerede üretilir?" gibi popüler sorulara cevap vermekten öte, bu itirazların arkasındaki sığ tarih bilgisini ve "Bilim Tarihi Miti"ni ifşa etmektir. Modern insanın, geçmişi "karanlık ve cahil", bugünü ise "her şeyi çözmüş" olarak gören kibirli bakış açısının (pozitivist tarih), metinleri anlamamızın önündeki en büyük engel olduğu vurgulanıyor.İslam alimlerinin yüzyıllar önce bildiği gerçeklerin bugün "yeni keşfedilmiş" gibi sunulmasının arka planı ve ateist argümanların aslında Kur'an'la değil, kendi kurguladıkları "hatalı Kur'an yorumlarıyla" savaştığı gerçeği cesurca sorgulanıyor.📌 Bu bölümde ele alınan başlıca konular:🌍 Dünya Düz mü?: İslam alimlerinin asırlar öncesinden gelen "yuvarlak dünya" icması ve "bilim ilerledi din değişti" algısının tarihsel analizi.❤️ Akleden Kalp: Kur'an'daki "kalp ile düşünme" ifadesi anatomik bir hata mı, yoksa Galen'den beri bilinen felsefi bir metafor mu? 🧬 Tarık Suresi ve Anatomi: "Sperm bel kemiğinden mi gelir?" iddiasına karşı, antik dünyadaki testis (hüsye) ve hadım bilgisinin sunduğu tarihsel kanıt.🐪 Deve İdrarı Hadisi: Rivayetin genel bir emir değil tıbbi bir reçete oluşu ve modern tıptaki nahoş yöntemlerle (rektal tuşe) rasyonel kıyaslaması.📚 Bilim Tarihi Miti: Geçmiş insanları "cahil" sanan modernist kibrin , ayetleri ve hadisleri yorumlarken yarattığı körlük💬 Bu bölümün merkezindeki soru şudur: Bir metni yargılarken "bilimsel hata" bulduğumuzu sanmamızın sebebi, metnin kendisi mi yoksa bizim bilim tarihine, dil sanatlarına ve felsefi kullanımlara olan derin yabancılığımız mı?🔔 Tefsir usulü, bilim tarihi ve kelam ekseninde; forum sitelerindeki ezberleri bozmak, "bilimsel" kılıflı hurafeleri görmek ve İslami birikimin entelektüel derinliğini fark etmek isteyenler için.Gelin, beraber yeniden düşünelim...

"Bu Kıldığın Namaz Değil" - Ömer Demirbağ | Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince | B66 07 Feb 2026

Dr. Ömer Demirbağ, “Ya Ben Öleyim mi Söylemeyince” programının bu bölümünde; 17. yüzyılın çalkantılı atmosferinde bir güneş gibi doğan, ilim ve irfanın "iki kanatlı" kartalı Niyazi-i Mısri Hazretleri’ni anlatıyor. Sohbet, Mısri’nin sadece hayat hikayesini değil; onun ruh dünyasını, "Vahdet-i Vücud" sırrına dair cesur söyleyişlerini ve insan kalbine verdiği o muazzam değeri mercek altına alıyor.Programda, Osmanlı’nın ihtişamlı yüzyıllarından duraklama devrine geçişi ve bu manevi kuraklıkta Niyazi-i Mısri’nin nasıl bir "ruh büyüğü" olarak ortaya çıktığı işleniyor. Mısri’nin, Yunus Emre’den devraldığı o sade ama sarsıcı diliyle; "Derman aradım derdime, derdim bana derman imiş" diyerek acıyı nasıl şifaya dönüştürdüğü anlatılıyor.En çarpıcı nokta ise "Kalp Kırmak" bahsinde düğümleniyor. Kabe’nin inşası ile insan kalbi arasındaki o derin irtibat kurulurken; bir gönül yıkmanın, tasavvuf nazarında neden Kabe’yi yıkmaktan daha büyük bir felaket sayıldığı sarsıcı bir dille ifade ediliyor. "Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil" dizesinin ardındaki o ağır hakikat, izleyiciyi kendi vicdanıyla baş başa bırakıyor.Bu sohbet, bizi sadece tarihi bir şahsiyeti tanımaya değil; aleme "tek bir yüz" olarak bakmaya ve "şah damarımızdan yakın" olan o sırrı keşfetmeye çağırıyor. Dışarıda aradığımızı içeride bulmanın, "Can içinde Canan"ı görmenin yollarını aralıyor.🌿 Programda Öne Çıkan Başlıklar 🌿🦅 Zül Cenaheyn: Hem ilim hem irfan kanatlarına sahip bir derviş: Niyazi-i Mısrî🔥 Vahdet-i Vücud Sırrı: "Alem kamu bir yüzdürür" diyen o cüretkar bakış💔 En Büyük İsyan: Tasavvufta kalp kırmanın Kabe'yi yıkmakla eşdeğer tutulması📜 Yunus'un İzinde: "Niyazi'nin dilinden Yunus dürür söyleyen" hakikati💊 Derdin Derman Oluşu: Tasavvufta çile, bela ve manevi olgunlaşma✨ Daha fazlası videomuzda…Bu sohbet; "Sağı solu gözler idim" diyerek hakikati uzaklarda arayanlara, "taşrada arama, can içindedir" diyen bir uyanış çağrısı. Gönül yıkmanın korkunç ağırlığını ve gönül yapmanın eşsiz huzurunu hatırlatan bir maneviyat durağı…Gelin, beraber hissedelim. Gelin, o "Can içindeki Canan"a kulak verelim.

Telefonun Seni Nasıl Aptallaştırıyor? | Kafamda Dijital Sorular | B10 07 Feb 2026

Kafamda Dijital Sorular’ın bu bölümünde, modern insanın "panik ve telaş" sarmalında kaybettiği en büyük yetisini, yani "tefekkürü" ve karşı karşıya kaldığımız "idrak ölümü" tehlikesini masaya yatırıyoruz.Elimizdeki teknolojik imkanlar tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar fazlayken, neden İmam Şafii gibi kemiklere yazı yazan alimlerin derinliğine ulaşamıyoruz? Zihnimizi bir "ev" gibi korumamız gerekirken, onu nasıl algoritmaların cirit attığı bir "dükkana" ve "vitrine" dönüştürdük?Bu sohbet; Japon bir mühendisin örümcek ağında bulduğu ilhamdan, Batı’nın meditasyonla aradığı ama bulamadığı huzura; bisiklet sürmenin mekanik gerçekliğinden, dijital ekranların bizi soktuğu "maruz kalma" ve "çürüme" haline kadar geniş bir perspektif sunuyor. "Düşünmeyi başkasına havale ettiğimiz" bu çağda, aklımızı ve kalbimizi yeniden "diri" tutmanın yollarını arıyoruz.Hazırsanız, zihnimizdeki showroom'u kapatıp, kendi evimize dönelim.💡 Bu videoda konuşulan başlıklar:00:00 Giriş – Panik, telaş ve "derinleşememe" hastalığı01:00 İmam Şafii Örneği: İmkansızlıklar içinde medeniyet kurmak02:25 Japon Mühendis ve Örümcek Ağı: Aramak ve bulmak03:40 İrfan Ehlinin Tefekkürü: Düşüncenin "hal"e dönüşmesi05:20 İdrak Ölümü: Göz görüyor ama kalp hissediyor mu?06:10 Düşünmeyi Taşeronlaştırmak: Bizim yerimize kim düşünüyor?09:00 Batı'nın Meditasyon Arayışı neden çare olamıyor?11:40 Tehlikeli Çürüme: Seçmediğimiz içeriklere maruz kalmak12:25 Bisiklet vs. Akıllı Telefon: Eşyaya yabancılaşmak14:15 Zihin Evi mi, Reklam Vitrini mi? Evimizi dükkana çevirmek16:15 Teknoloji suçlu mu, yoksa biz mi iradesiziz?17:25 Kapanış – "Hakikat acıdır ama sonu selamettir."👥 Konuşmacılar: • Prof. Dr. Sadettin Ökten • Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün • Doç. Dr. Ahmet Murat Özel • Prof. Dr. Mehmet Görmez • Prof. Dr. Ömer Türker🧠 Bu videoda neler öğreneceksiniz?• "İdrak Ölümü" kavramı ve görsel kültürün aklımızı nasıl zayıflattığı.• Modern insanın meditasyon ve yoga ile aradığı "odaklanma" ihtiyacının kökenleri.• Teknolojinin bizi "kullanım değeri"nden "değişim değeri"ne nasıl sürüklediği.• Zihnimizi, onayımız olmayan verilerin toplandığı bir "showroom" olmaktan çıkarma yolları.• İmam Şafii ve Japon mühendis örnekleriyle; "yoklukta üretmek" ve "tabiatı okumak".• Hazır bilgi (malumat) ile gerçek tefekkür arasındaki yapısal farklar.🎧 Kafamda Dijital Sorular, insanın dijital dünyadaki varoluşunu sorgulayan; veri yığınları ve algoritmalar karşısında insanın kalbini ve aklını koruma çabasını odağa alan bir seri.Bu bölümde, "idrak ölümü ve zihinsel işgal" meselesine birlikte yakından bakıyoruz.Gelin, birlikte düşünelim.

İlgili podcastler